Kategori 'Çocuk Sağlığı'

Son 20 yılda deri kanserleri her yıl bir önceki yıla oranla yüzde 4 oranında artıyor. Ozon tabakasının incelmesi, güneş altında geçirilen zamanın uzun ve korumasız olması, solaryuma girilmesi, bağışıklık sisteminin zayıflamasına yol açan kronik böbrek yetmezliği, AIDS gibi hastalıkların artması bu yükselmenin önemli etkenlerinden. Kanser konusunda bilinçlenme ve erken tanı yöntemlerinin gelişmesi de tanıda rol oynuyor.
Anadolu Sağlık Merkezi Onkolojik Bilimler Koordinatörü Prof.Dr. Haluk Onat’ın verdiği bilgiye göre, bazı özellikler cilt kanseri riskini artırıyor. Açık cilt, saç ve göz renkli, güneş ya da ultraviyole ışınlarına maruz kalan, kolay güneş yanığı gelişen, çocukluk ya da ergenlik dönemlerinde aşırı güneş yanıkları geçiren, ailesinde deri kanseri öyküsü bulunan, çok sayıda ve değişik şekillerde benleri ve bağışıklık sistemini zayıflatan hastalıkları olan ya da akne için ergenlik döneminde radyoterapiyle tedavi edilenlerde cilt kanseri riski yükseliyor.
Bizim gibi 70 milyon nüfuslu bir ülkede her yıl yaklaşık 2 bin 500 kişinin deri kanseri nedeniyle yaşamını yitirdiği tahmin ediliyor. Bunların yaklaşık yüzde 75’i melanom (en ölümcül cilt kanseri türü) nedeniyle, geri kalan yüzde 25’i de diğer deri kanserleri nedeniyle ölüyorlar.
Cilt kanserlerinin belirtileri türüne göre değişiyor. Bazal ve skuamöz hücreli deri kanserleri değişik şekillerde ortaya çıkabiliyor. Deri üzerinde iyileşmeyen ülser, yara ya da lezyonlar, belirtilerinden. Bu lezyonlar genellikle pembe, kırmızı ya da beyaz renkli yumuşak bir kist ya da sert nodül (yuvarlak şişlik), zaman zaman kanayan bir yara ya da kist veya kırmızı renkli kuru ve egzama görünümlü bir lezyon olarak ortaya çıkabiliyor. Prof. Dr. Onat, “4 hafta içinde kendiliğinden iyileşmeyen bir deri lezyonu ya da ülseriniz varsa mutlaka bir uzmana görünün” diyor.
Melanom türü deri kanseri daha önceden mevcut olan bir benin değişmesi sonucu ortaya çıkabileceği gibi, hastaların yaklaşık yarısında orta yaşlardan sonra sağlam deri üzerinde kendiliğinden de ortaya çıkabiliyor. Melanomun başlıca belirtileri lezyonda asimetri, sınır düzensizliği, karışık renkli görünüm. Büyüklüğü 6 milimetreden fazla olması ya da hızla büyümesi de dikkat çeker. Melanomlar çoğunlukla koyu renkli. Ancak bazı hastalarda renksiz de olabilir.
ÇOCUKLUKTAKİ YANIKLAR ZEMİN HAZIRLIYOR
Cilt kanserinin en önemli nedenlerinden biri de çocukluk çağındaki güneş yanıkları. Ultraviyole ışınları, uzun süre güneşe maruz kalındığında cilt yanıklarına, tekrarlayan cilt yanıkları da cilt kanserlerine neden oluyor. Tam da bu nedenle, cilt kanserinden korunmanın en iyi yolu cilt yanıklarını önlemek.
Melanoma ileri yaşta ortaya çıksa bile bunun nedeni, çocuklukta maruz kalınan güneşin zararlı ışınları. Hayatında bir kere su toplamış güneş yanığı olan bir çocuğun “malign melanoma”ya yakalanma riski yanığı olmayanlara göre iki kat fazla. Her yanıkla bu risk iki kat artıyor. Dolasıyla, cilt kanserinden korunmanın en iyi yolu cilt yanıklarını önlemek.
Güneşten yanan çocuklara ilkyardım
Çocuklarda ağrı ve sıcaklık hissi 48 saat sürer. Nemlendirici kremler günde üç kere uygulanırsa çocuğu rahatlatır. Bu kremlere iki gün devam edilmelidir. Çok kalın, yağlı merhemler kullanılmamalıdır. Bu durum çocuğu daha sıcak tutarak terlemesini engeller.
Çocuğa soğuk banyo yaptırmak veya günde bir kaç kez yanık yerine soğuk su ile ıslatılmış bezler koymak ağrıyı azaltır, duş çok ağrı verici olabilir.
Yanıklar olduğunda çocuğa bol su içirilmeli ki hastalık hissinin önüne geçilsin.
Bir hafta içinde soyulmalar başlar, deriye nemlendirici sürmeye devam.
Deri su toplar ve patlarsa, üzerindeki ölü deriyi temiz, küçük bir makasla temizlemek gerekir. Sonra da antibiyotikli bir krem sürülmeli. Merhemi günde üç kez yıkayıp, tekrar sürün. Derinin su topladığı durumlarda bir sağlık kuruluşuna başvurulup tedaviye başlanmalı.
DİŞ MACUNU, YOĞURT TEDAVİSİ ASLA
Güneş yanıklarında yapılan sık yanlışlıklardan biri yanık üzerine diş macunu, yoğurt veya yoğun merhemler sürmek. Bunların hem faydası yok hem de temizlenmesi zor. Diğer bir hata da güneşten koruyucu losyonlarla, bronzlaştırıcı losyon veya yağları karıştırmak, koruyucu yerine bronzlaştırıcı kullanmaktır.
DERECE DERECE YANIKLAR
Uzun süre güneşe maruz kalındığında ultraviyole ışınları ciltte önce kızarıklık, daha uzun süreli hasarlarda da içi su dolu baloncuklara sebep olur. Kızarıklık, ağrı, şişme güneşten 2-4 saat sonra başlar, 24 saatte en yüksek seviyeye çıkar. Bu birinci derece yanıktır. İçi su dolu kabarcıklar olduğunda yanık artık ikinci derecedir. Üçüncü derece yanıklarda kabuklanmalar olur, güneş üçüncü derece yanığa sebep olmaz.
Süt çocuklarının cildi çok hassas
Süt çocuklarının ciltleri daha ince olduğu için, güneşe karşı daha hassastırlar. Bu nedenle 6 aylıktan küçük çocuklar direkt güneşe çıkarılmamalı. Mümkün olduğunca gölgede tutulmalı. Eğer güneşe çıkacaksa da mutlaka koruyucu losyon, uzun elbiseler ve kenarlıklı şapka kullanılmalı.
Bronzlaşmak isteyen ergenler de mutlak koruyucu losyon sürmeli. Güneşe alıştıra alıştıra çıkmalı. İlk gün güneşte 15-20 dakika kalmalı, daha sonra bu süre günde 5 dakika arttırılmalı.
Çocuklar güneş ışınlarının en yoğun geldiği saatler olan 10.00 ile 16.00 arasında güneşe çıkarılmamalı. Bulutlu havalar yanıltmasın. Çünkü güneş ışınlarının yüzde 70’i bulutları geçer. Ayrıca güneş ışınlarının yüzde 30’u da seyrek dokumalı kıyafetlerden cilde ulaşır.
Kum ve suyun güneş ışınlarını yansıttığı unutulmamalıdır. Gölgede bile cilt yanıkları olabilir. Şapka veya şemsiye çocukları yansıyan ışınlardan koruyamaz.
Çocukların gözlerini de güneşten koruyun. Yıllarca güneşin zararlı ışınlarına maruz kalmak, katarakt riskini artırır.
Sigara içen kadınlar daha erken kırışıyor
Sigara cilde büyük zararlar veriyor. Sivilce oluşumu, yaraların iyileşmesinde gecikme, saç dökülmesi ve cilt kanserleri ilk akla gelenler. Kırışıklık oluşumunu artırır, cildin yaşlı görünmesine yol açar. Memorial Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Ayfer Aydın, “Sigara tiryakilerinde, hiç içmeyenlere göre 5 kat fazla kırışıklık meydana geliyor” diyor.
Sigaradaki nikotin, derideki kan damarlarında daralma yapar. Damarın beslediği dokunun yeterli oksijen almasını engeller. Böylece ciltteki kan dolaşımı ve cilt dokusunda bulunması gereken vitamin düzeyi azalıyor. Böylece cildin elastikiyeti ve kollajeni zarar görüyor. Dr. Aydın, “Özellikle kadınlarda yüz bölgesindeki kırışıklıkların artması ve cildin daha soluk, sarımsı-gri olması sonucunu doğuruyor. Ciltte tahrişler ve kurumalar meydana geldiği gibi yaraların iyileşme süresi de uzuyor” diyor.
11.06.2008

Suçiçeği ya da varisella, herhangi bir yaşta ortaya çıkabilirse de daha çok çocuklarda görülen bir bulaşıcı hastalıktır. Bu hastalığın tipik özellikleri ateşle seyretmesi ve deride ortaya çıkan kabartılardır. Suçiçeği adının da bu kabartıların birkaç saat içinde içi saydam sıvıyla dolu kesecikler haline gelmesiyle ilişkili olduğu söylenmektedir.
Başlıca Nedenleri
Bu hastalık özellikle on yaşın altındaki çocukları etkileyen salgınlar şeklinde ortaya çıkar. Varisella zoster virüsünden kaynaklanır ve olağanüstü bir bulaşıcılığa sahiptir. Her ne kadar bu hastalığı geçirmekle yaşam boyu bağışıklık kazanılırsa da, virüs uyku halinde bekleyip daha sonra yetişkinlik çağında kendini herpes zoster yani zona olarak gösterebilir.
Suçiçeğinin Çocukluk Çağındaki Belirtileri Nelerdir?
Enfeksiyondan sonra 14 ila 21 günlük bir kuluçka devresi vardır. Daha sonra çocuk ateşlenir ya da hafif bir titreme görülür veya kusma ile sırt ve bacaklarda ağrı gibi şikayetlerle kendini daha hasta hissedebilir. Hemen hemen aynı zamanda, sırt ve göğüste, bazen de alın çevresinde. Daha nadiren kol ve bacaklarda çok sayıda kırmızı ve kaşıntılı kabartı oluşur. Bu kabartılar birkaç saat içinde saydam bir sıvıyla dolu kesecikler haline gelir. Bu keseciklerin görülmesi birkaç gün devam eder ve ikinci günden itibaren içerikleri irine dönüşüp, bir iki gün içinde patlayabilir ya da kuruyup büzüşerek tepelerinde kahverengimsi kabuklar oluşur. Bu küçük kabuklar bir haftaya varmadan pullanarak dökülür ve iyileşme tamamlanır.
Hastanın Çevresindekilerden Tecrit Edilmesi Gerekli midir?
Hasta çocuk, döküntünün görülmesinden itibaren bir hafta süreyle ya da kesecikler kuruyuncaya değin, bu hastalığı geçirmemiş çocuklardan tecrit edilmelidir. Ancak, kabukların dökülmesini beklemeye gerek yoktur.
Hangi Yaşlarda Görülebilir? Belirgin Olarak Görüldüğü Dönemler Var mıdır?
Çoğunlukla; çocukluk çağında görülür. Kış ve ilkbaharın ilk ayları suçiçeğinin yaygın olarak görüldüğü aylardır.
Yetişkinler Daha Büyük Risk Altında mıdır?
Yetişkinler ve ergenlik çağındakiler çocuklara kıyasla daha ağır hastalık riski altındadırlar. Ağrı, ateşin süresi, kırıklık, kaşıntı gibi belirtiler daha şiddetli olur, döküntü daha geniş alana yayılır ve daha uzun sürede iyileşir ve hastalığın seyri daha uzun olur. Ayrıca, suçiçeği olan yetişkinler ve gençler için şiddetli komplikasyon riski daha yüksektir.
11.06.2008
Gelişmiş ülkelerde erişkinlerin ancak üçte birinde görülen A tipi hepatitin gelişmekte olan ülkelerde 5 yaş üzerinde sıklığı %100′dür. Hastalık küçük çocuklarda genellikle hafif seyreder. Dışkı - ağız yoluyla insandan insana bulaşır. Hamilelikte geçirilen A hepatiti B hepatitinin aksine çocukta herhangi bir soruna yol açmaz.Çocukların toplu olarak bulundukları kreş, bakımevi gibi ortamlarda hastalık kolaylıkla yayılabilmektedir. Gıda ve su kaynaklı salgınlar ortaya çıkabilmekte, kabuklu deniz ürünleriyle bulaşma meydana gelebilmektedir.
Hastalığın başlangıcı genellikle anidir; ateş, huzursuzluk, bulantı, kusma ve karında rahatsızlık başlıca yakınmalardır. İshal görülebilir. İdrar rengi koyulaşıp, cilt ve göz akları sararabilir. Belirtilerin süresi genellikle 1 aydan kısadır. Genellikle tam bir iyileşme olur. Hepatit A ile infekte hastalar 1 hafta süreyle bulaştırıcıdırlar. Daha fazla karantinaya gegek yoktur. Fakat hastaların dışkıları ve dışkıyla bulaşık maddeleri ile ilgili önlemler alınmalı, eller iyice yıkanmalıdır. Hepatit A’nın nadiren çok ağır ve hızlı bir seyir göstererek ölüme yol açabileceği unutulmamalıdır.
Hastalıkla temastan önce ya da temastan sonra iki hafta içinde “gamma globulin” uygulanabilir. 2 haftadan sonra yapılmasının hiç bir yararı yoktur. Okul, kreş, bakımevi gibi ortamlarda salgın meydana geldiğinde tüm çocuklara ve çalışanlara gamma globulin yapılmalıdır. Bezlenen bebeklerin anne ve babalarının da uygulanmaya dahil edimeleri gerekir. Son yıllarda yapılan çeşitli çalışmalarda benzeri durumlarda aşıyla korunmanın, gamma globulinle korunmaya eşdeğer ölçüde güvenilir olduğu ortaya konmuştur. Hepatit A aşısı 1 yaşından büyük çocuklara 1 ay arayla iki kez ve ilk dozdan 6 ay sonra tekrar olacak şekilde yapılmalıdır. Piyasada çocuk ve erişkinler için iki farklı formu mevcuttur. Aşının kouyuculuğunun 20 yıl olabileceği tahmin edilmektedir.
09.06.2008

Çocuğunuzun günlük kalsiyum ihtiyacının karşılanması için her gün en az iki bardak süt içmesi gerektiğini biliyor musunuz?
Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Galip Ekuklu, okul çağındaki çocukların beslenme saatinde içtikleri 200 miligram sütün, onların zihinsel ve fiziksel gelişmelerine ve boylarının uzamasına önemli ölçüde katkı sağladığını söyledi.
Sütün, yapısındaki besin unsurları açısından ideal bir gıda maddesi olmasından dolayı bebek, çocuk ve yaşlılar için vazgeçilmez bir besin kaynağı olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Ekuklu, sütün, kemiklerin oluşumu ve gelişimini sağlayan kalsiyum ve fosfor tuzlarının yanı sıra vitaminler ve mineralleri bol miktarda içerdiğini kaydetti.
“Okul çağındaki çocukların beslenme saatinde içtikleri 200 miligram süt, onların zihinsel ve fiziksel gelişmelerine, boylarının uzamasına önemli ölçüde katkıda bulunu” diyen Doç. Dr. Ekuklu, günlük kalsiyum ihtiyacının, en az iki bardak süt içerek karşılanabileceğini söyledi.
Yetişkin bir insanın günde 1 litre süt içtiğinde günlük gıda ihtiyacının yüzde 20-25′ini karşıladığını bildiren Doç. Dr. Ekuklu, şunları kaydetti:
“Bundan dolayı da her yaştaki insanın süt içme alışkanlığına sahip olması gerekmektedir. Süt, hayvansal ürünler içerisinde, insan hayatının her dönemindeki beslemesinde en başta yer alan ve vücudumuzun ihtiyacı olan besin elementlerinin tamamına yakın kısmını bileşiminde bulunduran tek gıdadır. İnsan beslenmesi için mükemmel bir besin maddesidir. Bileşiminde yüzde 87,3 su, yüzde 3,5 yağ, yüzde 3,4 protein, yüzde 4,7 laktoz, yüzde 0,75 mineral maddeler ve yüzde 0,35 oranında vitaminleri içerir.”
Türkiye’de süt tüketimi ortalamanın çok altında
“Türkiye’de işlenmiş içme sütü tüketimi kişi başına yılda 6 litre civarında iken Avrupa ülkelerinde sadece işlenmiş içme sütü tüketimi kişi başına yılda 60 ile 170 litre arasındadır” diyen Doç. Dr. Galip Ekuklu, bu rakamların Türkiye’de süt ve eşdeğeri ürünlerin tüketiminin çok gerilerde olduğunu gösterdiğini ifade etti.
Sütün büyüme ve gelişmenin temel yapı taşlarını oluşturduğunu bildiren Doç. Dr. Ekuklu, özellikle kemik ve dişlerin oluşumu ve gelişmesinin yanı sıra vücudun birçok hayati fonksiyonunu sağlayan kalp, sinir ve kas hücreleri için gerekli olduğunu vurguladı.
Kalsiyumun yanı sıra sağlık için gerekli A, C, D, E, K, B2, B6 vitaminleri ile potasyum, fosfor ve proteinin önemli bir kısmının süt içerek karşılanabildiğini ifade eden Doç. Dr. Ekuklu, sütün, zeka ve göz için gerekli olan B12 vitamini açısından da zengin olduğuna dikkati çekti.
Sütün mikroorganizmalar için uygun bir ortam olduğundan çok kısa sürede bozulabildiğini ve sağlık için tehlikeli olabildiğini ifade eden Doç. Dr. Ekuklu, şunları söyledi:
“Bu nedenle ambalajsız olarak tüketime sunulan sokak sütlerinin dayanıklılığını arttırmak amacıyla süte karbonat gibi katkı maddeleri katılabilmektedir. Çiğ olarak tüketime sunulan sokak sütlerinde soğuk zincir sağlanamadığından tüketiciye ulaşıncaya kadar toplam bakteri yükü artmaktadır. Sokak sütü satın alındıktan sonra evde açıkta kaynatıldığı için vitamin değerleri de kaybolur.”
Süt tüketiminin menopoz sonrası gelişecek osteoporoz (kemik erimesi) bakımından da çok önemli koruyucu etkisi bulunduğuna işaret eden Doç. Dr. Ekuklu, özellikle kadınların 25-40 yaşından itibaren süt ve süt ürünleri tüketmeleri gerektiğini kaydetti.
Doç. Dr. Ekuklu, “Her gün içeceğiniz bir bardak süt, kemik bankanıza yapacağınız yatırama benzer. Bu birikimler yaşamınızda sizi kemik erimesinden korur” dedi.
07.06.2008
Sonraki Yazılar
nceki Yazılar