Kategori 'Göz Sağlığı'

Göz bozukluklar ciddi bir sorundur.dikkate alınması gerekir kontak lens hakkında bilinmesi gerekneler.
Kontak Lens Kırılma kusurunu düzeltmek amacıyla doğrudan göz küresinin üzerine uygulanan ufak merceklere kontakt lens denir. Kontakt lensler polymacon denilen sentetik bir maddeden yapılmaktadır. Kontakt lenslerin iyi yönleri bu merceklerin nemli havalarda buğulanmaması, spora elverişli olmaları, bazı görme bozukluklarında adi mercekten üstün olmaları ve şahsın görünümünde gözlük çerçevesi gibi bir değişiklik yapmamalarıdır. Kontakt lenslerin kötü yönleri ise uygulama ve çıkartılmasındaki zorluk, gözü tahriş edebilmeleri ve bütün görme kusurlarında elverişli olmamalarıdır. Mesela bifokal kontakt lens yapılamaz. Ayrıca kontakt lensler basit gözlüklerden daha pahalıdır. Göz doktorlarının tavsiyelerine uymak ve ona göre seçim yapmak en doğrusudur.
26.07.2008
Pırıltılı gözler sizin elinizde kadınlar …
- Özellikle altın tonları çok daha gözde. Üstelik bu taze trendi sadece gece dışarı çıkarken değil, gündüz işe giderken bile uygulayabilirsiniz. Tek dikkat etmeniz gereken, göz kapağınıza farı dengeli dağıtmak.
- Eğer iri gözlere sahipseniz, pırıltılı farınızı bütün göz kapağınıza değil, sadece göz kuyruğunuza sürün. Hatta biraz hile yapıp, farı siyah kalemle karışıtırın. Böylece çok daha çekik ve etkili bakışlara sahip olursunuz
- Gözleriniz küçükse, siz de Charlize Theron gibi farı bütün göz çevrenize dağıtabilirsiniz. Üzerine çok ince, belli belirsiz siyah kalem uygulayın ve iyice dağıtın. Böylece buğulu ve daha büyük gözlere sahip olacaksınız.
- Pırıltılı far uygularken dikkat etmeniz gereken bir diğer konu da ruj… Eğer amacınız Kelly Osbourne’a benzemek değilse, asla çok belirgin ve mat ruj kullanmayın. Renksiz veya pastel tonlarındaki rujlarla çok daha çekici görüneceğinizden emin olabilirsiniz.
06.07.2008
Halk arasında ”Karasu” olarak bilinen Glokom’un (göz tansiyonu) milyonlarca insanı etkileyen yaygın bir göz hastalığı olduğunu belirten uzmanlar, erken teşhisin önemine dikkat çekiyor
Afyon Kocatepe Üniversitesi (AKÜ) Ahmet Necdet Sezer Uygulama Hastanesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Faruk Öztürk, Glokom’un birçok hasta tarafından ancak ileri dönemde, belirgin görme kaybı ortaya çıktığında fark edilebildiğini belirterek doktor tarafından düzenli aralıklarla yapılan muayenelerin Glokom’un erken tanı ve tedavisi için en iyi yol olduğunu ifade etti.
Doç. Dr. Öztürk, Glokom hastalığı ile ilgili olarak şu bilgiyi verdi:
”Glokom’a bağlı görme kaybını engellemenin tek yolu erken tanıdır. Görme alanında glokoma bağlı belirgin hasar olmadıkça hasta bu kaybın farkına varamaz. Bu nedenle düzenli aralıklarla göz muayenelerinin ve gereğinde görme alanı gibi ileri tetkiklerin yapılması önemlidir. Glokom dünyada milyonlarca kişide görülen ve her insanda ortaya çıkabilecek bir hastalıktır. Bununla birlikte bazı faktörler hastalığın ortaya çıkma riskini artırabilir. Glokom riskini arttıran faktörlerin başında da ilerleyen yaş gelmektedir. 60 yaşın üzerindekilerde risk, 60 yaşın altındakilere göre 6 kat fazladır.”
Çocukların da bu hastalığa yakalanabileceklerini ifade eden Öztürk, çocukların göz tansiyonlarının normal olduğu sürece okula başlamadan önce ve sonrasında 2 senede bir göz muayenesi yaptırılması gerektiğini söyledi.
Öztürk, Glokom hastalığının düzenli kontrol altında tutulmasıyla tedavinin başarılı olacağını sözlerine ekledi.
04.06.2008
Şiş gözler nasıl iner ? Gözlerin veya gözaltı torbalarının şiş görünmesinin nedenleri ve sorunu gidermek için yapabilecekleriniz. Gözaltı torbalarının şiş görünmesinin birçok nedeni olabilir. Nedenleri doğru belirlenip uygun tedavi edildiği takdirde sorun çözülür. Gözü besleyen kanalların yavaş akması sonucu gözlerde şişlik oluşabilir. Sürülecek bir solüsyon ile ilgili kanalların daha iyi akışı sağlanabilir. Derin nefes alma, masaj ve egzersiz de size yardımcı olur. 10 kez derin nefes alın, 10 kez gözlerinizi altından ve üstünden kukla oynatır gibi çekin. 10 dakika içinde en iyi kremden daha etkili olduğunu göreceksiniz. Eğer düz bir zeminde veya yüz aşağı yatarak uyuduysanız, sıvı gözlerinizde birikmiş olabilir. Şekerleme yaparken başınızın dik olmasına dikkat edin.
Her yemekte tuzluk kullanıyor musunuz ? O halde bu da gözlerinizin şişmesine neden olabilir. Tuzu ve diğer sodyum içeren yiyecekleri azaltın. Sushinizi yerken soya sosuna batırmak da aşırı sodyum almanıza neden olabilir.
Aşırı su içmek de diğer önemli bir nedendir . Aşırı alınan su sistem tarafından dışarı atılmaya çalışılır. Bu nedenle ne kadar su içtiğinizi akılda tutmaya çalışın.
Gözlerdeki şişlik kızarmış gözlerle ilişkilendirilebilir. Her iki sorunda yanmayı önleyici salatalalık veya papatya gibi malzemelerle giderilebilir. Göz kapaklarınızın üzerine papatya çayı veya kahve poşeti de koyabilirsiniz. 4 dakikada şiş gözler ve kızarıklık sorununuz giderilecektir.KADINCA.NET
Şiş gözler yaşınızla da ilişkili olabilir, bu nedenle profesyonel tedavi uygulanması gerekebilir. Şişlik yağla ilgiliyse cerrahi müdahale gerekebilir. Bu tip şikayetleriniz varsa doktorunuzla konuşmalısınız.KADINCA.NET
Son olarak da, gözaltı şişlikleri için hemoroid kremi kullanmanın faydalı olup olmayacağı merak ediliyor. Bu tür kremleri tercih ediyorsanız dikkatli olmalısınız. Denemek istiyorsanız, alerjik reaksiyonlar ile göz çevresinin çok hassas bir cilde sahip olduğunu gözönünde bulundurmalısınız. Özellikle düğün günü kesinlikle kullanmayın, gözaltı şişliğinizi tercih eder duruma düşebilirsiniz.
29.04.2008
Güneş kaynaklı ve İnsan için(özellikle cilt ve göz) zararlı ışınlar, UV(Ultraviole), daha küçük dalga boyundaki ışınlar ve IR(lnfra red) denilen daha büyük dalga boyundaki ışınlardır. Küçük dalga boyundaki ışınlar radyasyon etkisi, büyük dalga boyundaki ışınlar ise termik(lsı) etki ile organizmaya zarar verirler. Güneşten yayılan ışınların dalga boyu, 400-800 nanometre arasında bir dağılım gösterir. Atmosfer, zararlı ışınların büyük bir kısmını filtre etmesine rağmen, yine de gün ışığında göze zarar verecek derecede UV ve IR ışını vardır. Özellikle son yıllarda üzerinde sıkça durulan ozon tabakasının incelmesiyle dünyaya daha fazla zararlı ışının ulaşması, İnsan sağlığı üzerindeki tehditleri de artırır hale gelmiştir. UV ışınlarından UV -B, önlem alınmadığında cilt yanıkları oluştururken, UV -A ve özellikle UV -C gözler için zararlı olmaktadır.
Böyle bir durumda yukarıda bahsedilen zararlı ışınlardan gözlerimizi korumak, ideal bir güneş gözlüğü ile mümkün olacaktır. İdeal bir güneş gözlüğü Camı, UV ve IR ışınlarını etkili oranlarda absorbe ederek (emerek), bunların göze zarar vermesini engeller. Ayrıca göze ulaşan ışık tayfını kontrastı artıracak şekilde filtre ederek, görüşü de artırırlar. Özellikle açık renkli göze sahip insanlar(mavi, yeşil gözler gibi) bu konuda daha hassastır. Çünkü gözdeki pigmentler, göze giren ışınların indirgenmesini ve etkisinin aza1masını sağlarlar. Ayrıca bazı göz hastalıkları, gözün güneş ışınlarından daha fazla etkilenmesine neden olur. (Allerjik konjonktivit, kuru göz, retinitis pigmentoza, albinizm gibi)
Güneş gözlüğü camının gözde tam koruma sağlayabilmesi için, üstten, yandan ve yansıyan ışınlardan da koruyacak şekilde dizayn edilmiş olması uygun olacaktır. Estetik amaçla, yüzden uzakta kalan camlar yeterli koruma sağlamayabilirler.
Güneşe uzun süre maruz kalma gözün ön dokularına(komea, konjonktiva) zarar verebilirken, güneş ışığına direkt bakma(güneş tutulmalarında olduğu gibi) görme tabakasına ciddi boyutlarda zarar verir. Merkezi görmeyi oluşturan ağ tabakanın makula denen kısmında yanıklar oluşabilir ve bu durum kalıcı görme aza1masıyla sonuçlanır .(Fototoksisite)
Güneş gözlüğü seçilirken yukarıda sayılan özelliklere dikkat etmek uygun olacaktır. Aksi halde herhangi bir yerden(İşporta gibi) elde edilen herhangi bir gözlük, yeterli göz koruması sağlamadığı gibi, zararlı da olmaktadır. UV koruması sağlamayan gelişigüzel renkli bir cam, pupillada(göz bebeği) genişlemeye ve ağ tabakaya daha fazla zararlı ışın geçişine neden olur.
Tüm bu anlatılanlardan da, anlaşılacağı üzere güneş gözlüğü seçimi dikkat gerektiren, bizlerin daha çok ilgilendiği estetik uygunluk dışında, göz sağlığını büyük ölçüde etkileyen ciddi bir iştir.
22.04.2008
Tedavi edilmeyen alerji, astım ve bronşite dönüşüyor
Erken teşhis konulmadığında astım ve bronşite neden olabiliyor
Uzmanlar, polen alerjisi olanların, bahar aylarında sabahları kapı ve pencereleri açmamaları, evin dışında spor yapmamalarını öneriyor.
Adana Göğüs Hastalıkları Hastanesi göğüs hastalıkları uzmanı Dr. Mustafa Baysal, ‘çiçek tozları’ olarak bilinen polenlerin,rüzgar ve böceklerle çevreye dağıldığını ve bitkilerin üremesine yaradığını belirtti.
Polen alerjisinin, ‘bahar nezlesi’ olarak da bilinen hapşırık, burunda akıntı ve kaşıntı, gözlerde kızarıklık gibi belirtilerle ortaya çıktığını ifade eden Baysal, ”özellikle bahar aylarında bitkiler uyanışa geçtiği için daha çok polen salarlar. Bitkilerin çoğu, polenlerini gün doğumu ile saat 10.00 arasında saldığı için, alerjik duyarlılığı olan kişilerin bu saatlerde evlerinin kapı ve pencerelerini açmamaları gerekiyor” dedi.
Polenler her yerde
Dr.Baysal, evin dışında spor yapılmasından kaçınılması, çok zorunlu durumlarda ise polen filtreli maske takılması gerektiğini ifade etti.
Evlerde ve araçlarda polen filtreli klimaların kullanılmasının da etkili olduğunu söyleyen Baysal, “polenler, su ile atmosferden yere indiği için, yağmurlu ve nemli havalarda azalma gösteriyor. Kuru ve sıcak havalarda ise artıyor. Özellikle ilk bahar ve yaz aylarının daha sıcak geçtiği yörelerde polenlere daha fazla dikkat edilmeli”dedi.
Tatil için ağaçlık yerler yerine deniz kenarlarının tercih edilmesi gerektiğine dikkat çeken Baysal, günlük kıyafetlerle de eve polen taşınabileceğini, bu nedenle sabah saatlerinde dışarı çıkılmışsa, eve dönüldüğünde kıyafetlerin mutlaka değiştirilmesi gerektiğini vurguladı.
Erken teşhis önemli
Polen alerjisinin, tedavi edilmemesi durumunda astım ve bronşit gibi hastalıklara neden olabileceğini vurgulayan Dr. Baysal, ”belirtiler çoğunlukla soğuk algınlığı sanıldığı için teşhis gecikiyor. Kendilerinde polen alerjisi belirtileri hisseden kişiler, vakit kaybetmeden doktora başvurmalılar. Aksi halde alerji hastalığa dönüşüp, astım ve bronşite neden olabilir”dedi.
Doktorun yapacağı deri ve kan testleri sayesinde, hangi bitkinin polenlerine alerji yaptığı belirlenip, uygun tedavi gerçekleştiriliyor.Alerjik şikayetlerin arttığı dönemlerde ise göz ve burun damlaları kullanılabilir.
Dr. Baysal ayrıca, belirtiler şiddetliyse, aşı tedavisi olarak bilinen (duyarsızlaştırma) yöntemi kullanılarak, vücuda verilen az miktardaki polen ile bağışıklık kazanılmasının sağlandığına da dikkat çekti.
18.04.2008
Kataraktın olgunlaşması, kalınlaşması için beklenilmesi gerektiği inancı günümüzde artık geçerli değildir. Zamanında müdahale edilmezse göz tansiyonuna sebep olur ve geri dönülmez körlüğe kadar götürür. İlaçla tedavisi yoktur. Tek tedavi şekli, değişik mikrocerrahi yöntemleri ile yapılan müdahalelerdir.
Göz içinde, uzak ve yakın net görmemizi sağlayan ince kenarlı saydam bir mercek (lens) mevcuttur. Gözün bu doğal merceğinin çeşitli nedenlerle saydamlığını kaybederek bulanıklaşmasına katarakt adı verilmektedir. Halk arasında göze perde indi şeklinde ifade edilir.
Göz merceği, gözbebeği ve irisin arkasında küçük, saydam bir yapıdır. Gözün objektifi olarak nitelenen yapının bir parçasıdır. Parlak ışınlar bu yapıdan geçerek ağtabakanın üstünde birleşip görüntüyü oluştururlar. Göz merceği esnek olduğundan kavsi artabilir, buna bağlı olarak odaklaşma uzaklığı da değişebilir. Değişik uzaklıklardaki nesnelerin görüntüsünü her zaman ağtabaka üzerinde odaklayabilir. Çapı 10 mm, kalınlığı 5 mm olan göz merceğinin iki yüzü de dışbükeydir. Göz merceğini meydana getiren oluşumlardan birinin matlaşması görmenin engellenmesi için yeterlidir.
Katarakt türleri perdeleşmenin lens içindeki yeri, seviyesi, oluşum biçimi ya da yaşa göre değişiklik gösterir. Katarakt, körlüğün en çok görülen nedenidir. Işığın sarı noktaya geçişini engellediği için hasta göremez.
Nedenleri
Gözün saydamlığını kaybederek bulanıklaşması ve katarakt oluşumuna yol açmasının nedenleri arasında;
-Lens içindeki protein birikimi
-Lensin yaşlanması
-Ailevi metabolik hastalıklar (şeker hastalığı vb.)
-Gebelikte ilaç kullanımı ya da anne adayının geçirdiği hastalıklar (örneğin kızamıkçık)
-Hipertansiyon
-Glokom
-Göz yaralanması
-Gözlüksüz uzun süre şiddetli ışığa maruz kalmak en başta gelen sebepler olarak sayılabilir. Lens, eski hücrelerin dışarı atılamadığı, zarla çevrili kapalı bir organ olduğu için bu sebepler geri dönüşümsüz bir şekilde lensi bulanıklaştırır. Böylece katarakt oluşur.
Kimlerde görülür?
60 yaşlarından sonra oldukça yaygın bir hastalıktır. Ancak bebekler dahil olmak üzere her yaş grubu insanda görülebilir. Yaş ilerledikçe sıklığı artar. Yaş faktörü lensin özel yapısı sebebiyle önemlidir.
Belirtileri:
-Bulanık görme
-Işık kamaşması
-Görüş azalması
-Çatallı veya çift görme gibi belirtileri vardır. Zamanında müdahale edilmezse katarakt ilerler. Hasta ancak ışığı ve ışığın yönünü seçebilir.
Tedavi
Katarakt göz sağlığını ciddi anlamda etkiler. Ancak gözün diğer tabakaları sağlam ise uygulanacak tedavi ile görme kabiliyeti tama yakın bir oranda geri kazanılır.
Kataraktın ilaçla tedavisi yoktur. Tek tedavi yöntemi değişik mikrocerrahi yöntemleri ile yapılan müdahalelerdir. Cerrahi müdahale ile bulanıklaşan göz merceği çıkarılır, gözün içine sentetik göz merceği yerleştirilir. Bu sistem hastanın ameliyat sonrası gözlük kullanmasına ihtiyaç bırakmamaktadır.
Tedavi yöntemleri
Tedavi yöntemleri son 10-15 yıl içinde büyük değişim göstermiştir. Bu alanda; göz içi cerrahi, ameliyat mikroskopu, özel ince alet ve maddeler yardımı ile büyük aşama kaydedilmiştir. Son yıllarda yaygınlaşan bir yöntemle de birkaç milimetrelik yerden göz içine girilerek bulanık mercek ultrason dalgaları ile eritilmekte ve yine katlanabilir akrilik lensler yerleştirilmektedir. Kataraktın sadece lazer ile tedavisi mümkün değildir. Lazer ameliyat sırasında, sadece bir aşamada kullanılabilir.
Bu yöntemlerin özelliği, hastanın yara yeri çok küçük olduğu için daha kısa dönemde olumlu sonuç alınır. Yıllar öncesinden bilinen kataraktın olgunlaşması, kalınlaşması için beklenilmesi gerektiği inancı günümüzde artık geçerli değildir.
FAKO (fakoemülsifikasyon) nasıl bir tekniktir?
FAKOlu katarakt ameliyatında klasik cerrahideki gibi dikiş yoktur. Bu nedenle de, halk arasında lazerli ya da dikişsiz yöntem olarak bilinir. Bu teknikte, göze 3 mmden küçük bir kesiden girilir, lensin zarı yuvarlak olarak çıkarılır, katarakt yani keşifleşmiş göz merceği ultrason dalgaları veren bir cihaz ile sıvılaştırılarak emilir, yerine katlanabilir yeni göz merceği yerleştirilir. Bu ameliyatta kullanılan mercekler dikişli katarakt ameliyatında kullanılan merceklerden farklıdır.
FAKOlu katarakt ameliyatına hasta nasıl hazırlanır?
Hasta muayenesi ile aynı gün ameliyata alınıp, ameliyattan sonra hemen taburcu edilebilmektedir. FAKOlu katarakt ameliyatı olacak hasta, ameliyattan kısa bir süre önce Bazı damlalar ile gözüne ön hazırlık yapılır. Hasta daha sonra, ameliyathaneye alınır. FAKOlu katarakt ameliyatına giren hastanın ameliyatı 15-20 dakika sonra bitmiş olur. Hasta hemen taburcu edilir. Ameliyattan sonra da erken dönemde net görmeye başlar.
26.02.2008
nceki Yazılar