kadın, diyet, kadın sağlığı, güzellik, makyaj

Her Kadının Kendini Bulduğu Site

Adet sancıları Tem 9, 2008

Adet ağrılarının (dismenore), birincil (Primer) ve ikincil (sekonder) olmak üzere 2 nedeni vardır.

Birincil sebepler; genellikle buluğ çağında ortaya çıkar. Ağrının sebebi, ovulasyonu (yumurtlamayı) takiben kanamaya hazır hale gelmiş rahmin iç tabakasının kasılarak dökülmesini sağlayan (adet kanaması) ve özellikle regl döneminde vücuttan salgılanan Prostoglandin f2 alfa denilen maddedir. Tedavide de, bu aracı maddelerin oluşumunu engelleyen ağrı kesiciler kullanılır. Adet sancısı ile yumurtlama arasında yakın ilişki vardır. Ağrı kesicilere cevap vermeyen durumlarda doğum kontrol hapları ile yumurtlamanın ortadan kaldırılması, adet sancısını da sorun olmaktan çıkarabilir. Ancak ağrılar çok şiddetliyse ve başka jinekolojik belirtiler de eşlik ediyorsa bir jinekolojik inceleme şarttır. Bu muayenenin amacı, adet sancısının, farklı bir nedenle ortaya çıkıp çıkmadığını saptamaktır. Burada da genellikle doğurganlık çağındaki kadınlarda görülen ikincil (sekonder dismenore) adet ağrısı dediğimiz sebepler ortaya çıkmaktadır.

Bu nedenler ise:

• Endometriozis (Rahmin en iç tabakasının rahmin dış tabalarında veya rahim dışı bir bölgede de bulunması)
• Rahim ağzında darlık
• Rahim tümörleri
• Rahmin farklı pozisyonlarda olması
• Rahim ve komşu organların iltihabi hastalıkları 
• Psikolojik sebebler olarak sayılabilir.
Bazı kadınlar, bu periyodu rahat ve ağrısız bir şekilde atlatırken, bazıları acıdan kıvranır. Kişiden kişiye ağrının derecesi farklılık gösterir. Nedeni de önceden belirtmiş olduğumuz gibi ağrıyı (dismenore) oluşturan tüm sebeplerin bir arada olma sıklığıdır. Adet ağrısı, kramp tarzında, bele ve kasıklara, bazen bacaklara vurabilen şiddetli bir ağrıdır. Bir de bazı kadınlarda adet ağrısına bulantı, kusma, sinirlilik, kabızlık, ishal, sık idrara çıkma gibi şikayetler de eklenebiliyor.

Birincil adet ağrısının önlenmesine yönelik kişisel olarak alınabilecek bazı önlemler vardır: Adet kanaması öncesinde veya esnasında kahve, çay, kola, çikolata gibi kafein içeren gıdalardan uzak durulması ve uzun süre ayakta durmaktan kaçınılması şikayetler üzerinde olumlu etki yapar. Bol miktarda su içilmesi, sigaradan uzak durulması, fazla miktarda alkol tüketilmemesi gibi basit ve kısa süreli önlemler ile sancılı adet kanamaları biraz daha rahat geçirilebilir. Sancıyı, ilaçlara gerek kalmadan hafifletmenin yolları, fizik tedavi yöntemleri, spor, ılık su banyoları olabilir. Ama bunlar yöntemlerden birkaçıdır, herkeste etkili olmayabilir veya başka önereceğimiz tıbbi yöntemlerden daha etkin olabilir.

Bu dönemlerde gerek fiziksel gerekse psikolojik olarak hayatımızı her zaman ki rutininde, problemsiz bir biçimde sürdürmek için bu dönemin problemlerini algılamak ve gereğini yapmayı düşünmek öncelikli davranış olmalıdır. Bu dönemi zoraki ızdırap ve mutlaka çekilmesi gereken bir eziyet dönemi olmadığını kabul etmek gerekir. Hayatın rutininde önemsiz gibi gözükür ama kadınlar işe, okula gidemez (yüzde 45’inde orta ve ciddi dismenore vardır) ve ciddi kayıpları olur. Kısacası kadın için zor bir dönemdir. Bu konu o kadar önemli hale gelmiştir ki, kliniğimizde “Adet Ağrıları Merkezi” kurarak olayı çok ciddi ve multidisipliner bir bakış açısı getirmemizi gerektirmiştir. Bu konuda kadının mutlaka doktoruna danışması, problemsiz bir hayat için gereklidir.

Adet dönemiyle ilgili hurafeler sonucunda ortaya çıkan uygulamalar var. Adet döneminde saç boyatmak hatta banyo yapmamak gibi Bunların bir çoğunun doğru olmadığını biliyoruz ama sonuç olarak bu dönemlerde kadın vücudunda gerçekleşen kimyasal bir değişim söz konusu.

İlkel toplumlarda adet gören kadın kirli kabul edilip tecrit edilirmiş. Eğitim düzeyi arttıkça bu yanlış bilgiler de yok olmaktadır. Sonuçta bu dönemde özellikle hormonal değişimlerin çok olduğu ve bunun da özellikle psikolojiyi çok etkilediği bir gerçektir. Evet gerçekten yapılmaması gereken şey bu dönemi yaşayan kadınların, eşlerinin veya yakınlarının anlayışsızlığıdır. Lütfen biraz anlayış!..

Regl döneminde cinsel hayatı nasıl düzenlemek gerektiği de merak edilen konulardan biri. Cinsel hayata ara vermek gerekmez, ama önce hijyen ! Hayat sizin, onu iyi yönetin.

Toparlamak gerekirse, adet dönemi ve ağrılarını önemsemek gerekir. Ağrılı adet görme nedenleri araştırılmalıdır. Ağrılı adetin “birincil” ya da “ikincil” olup olmadığı belirlenmelidir. İkincil dismenore söz konusu ise altta yatan neden ortadan kaldırılmalıdır. Bu süreçte hekimlerin kontrolünde açığa kavuşturulması gereken bir süreçtir. Öncelikli olarak erkekler, lütfen biraz anlayış. Sonra kadınlar, lütfen kesinlikle hijyen.

Kaynak : Adet Sancıları

Karın ve kasık ağrıları Haz 26, 2008

Karın ve kasık ağrılarıİç genital sistem iltihaplarının tanısı biraz zordur. Karın alt bölgesinde ağrı, hassasiyet olur ve bu süreç içinde ateş 38 derece ve üzerine çıkabilir.bu durumda yapılacak en doğru şey, bir uzman doktora başvurulmasıdır. Bazı kadınlarda karın alt bölgesinde değişik şekillerde kendini gösteren ağrılar olur. Bunlar sanki bir ağırlık varmış gibi veya batar gibi yavaş yavaş başlayıp şiddetlenip, sonra geçen ve belli aralıklarla tekrar eden ağrılardır. Değişik nedenlere bağlı olabilir. Bu nedenle asla ihmal edilmemelidir. Bir uzman hekimce basit tanı yöntemleri ile çoğu kez ağrının nedeni bulunur ve tedavi edilir.Kadınlarda çok sık görülen yumurtalık kistlerin büyük çoğunluğu basit kistlerdir. Kolayca kendiliğinden geçer. Asla telaşlanmamak gereklidir. Ancak böyle bir şüphede yapılacak en doğru iş, hemen uzman bir hekime gitmektir.

Aşırı kanamalı veya Uzun Süreli Adet Görme Neden Olur Haz 14, 2008

Bir adet döneminde görülen kanama miktarının veya gününün artması durumudur

Normal şartlarda devam eden adet kanamasının en azda tutulmasında rahim kaslarının kasılmasının etkinliği çok önemlidir. Bunun yanında adet döngüsünde yumurtlamanın gerçekleşmesiyle devreye giren progesteron hormonunun uygun seviyelerde kalması da kanamanın kabul edilebilir düzeyde kalmasını sağlar. Bu mekanizmalardan birindeki bozukluk kanamanın normalden fazla olmasını ve uzun sürmesine neden olur.

Rahim kaslarının kasılma işlevini bozan miyom veya adenomiyozis gibi durumlar sıklıkla bu duruma neden olurlar.

Spiral kullanımı rahim içinde yarattığı kitlesel etkiyle rahmin kasılma işlevini bozarak adet kanaması miktarının artmasına neden olabilir. Korunma iğneleri ve implanon da kanama miktarını artırabilen diğer nedenler arasında sayılabilir.

Yumurtlama olmadan gerçekleşen adet döngüsü kanamanın gecikmeli bir şekilde ve normalden fazla olarak gerçekleşmesine neden olabilir. Polikistik over adı verilen durumda yumurtlama bozukluğu sürekli bir hal almıştır ve gecikmeler sonrasında aşırı kanama bu durumun sık rastlanan bulgularından biridir.

Farkında olunmayan bir gebeliğin düşükle sonuçlanması da kendini adet gecikmesi sonrasında başlayan yoğun bir kanama şeklinde gösterebileceğinden tanı aşamasında bu durum mutlaka göz önünde bulundurulur.Rahim iç tabakasında meydana gelen enfeksiyonlar da kanamaların uzun sürmesine ve normalden fazla kan kaybedilmesine neden olabilmektedir.

Kadınlarda Sık Görülen Üreme Sağlığı Sorunları Haz 12, 2008

Adet düzensizlikleri
Her kadının yaşamı boyunca zaman zaman adet kanamalarında düzensizlikler olabilir. Adet düzensizliği diyebilmek için bu durumun yineleyici nitelikte olması gerekir.

Adetler 9 yaşından önce başlamışsa,
16 yaşına kadar meme gelişimi, tüylenme, vücut şeklinin değişmesi gibi, ikincil seks karakterleri denilen değişiklikler başlamamış ve henüz adet görülmemiş ise,
18 yaşına gelindiğinde ikincil seks karakterleri adı verilen değişiklikler başlamış, ancak henüz adet görme gerçekleşmemiş ise,
Adet kanamaları 21 günden daha sık, 35 günden daha uzun aralıklarla oluyorsa,
Adet kanamaları 7 günden uzun 1 günden kısa sürüyorsa
İki adet arasında kanamalar, lekelenmeler oluyorsa
Adet kanamaları aşırı miktarda oluyorsa

Bir yerde yanlışlık var demektir. Uzman hekimlerce, hepsi çok kolay tanınır ve tedavi edilebilir. Böylece bu bozuklukların kadınlarda ayapabileceği genel vücut sağlığını bozucu kansızlık gibi sorunların engellenmesinin yanında kadınların üreme sağlığında da oluşabilecek kalıcı bozuklukların önüne geçilmiş olunur.

Akıntılar

Her kadınlarda hastalık olmayan normal bir akıntı olabilir. Bu nedenle kokusuz, kirli beyaz ve kilot yıkanırken kaynatıldığında leke bırakan bir akıntı korkutmamalıdır. Bu akıntının içinde bulunan, hormonlar etkisiyle dökülmüş hücreler, iç çamaşırı kaynatıldığında bir leke bırakır. Doğal olan bu salgı, yanlış olarak birçok kadınları telaşlandırır. Herkesin boyu ve kilosu nasıl aynı değilse salgı miktarı da kişiden kişiye değişir. Yinede akıntının normal olup olmadığının heki tarafından belirlenmesinde yarar vardır.

Akıntı sarı-yeşil renkli ve kötü kokulu ise,
Beyaz çökelek peyniri gibi pütür pütürse ve ekşi kokuyorsa,
Şeffaf beyaz akıntı her zamankinden daha çok olmaya başlamışsa,
Beraberinde kaşıntı ve yanma hissi ve o bölgede kıazrıklık varsa,

Bir sorun var demektir.

Akıntıların uzmanlarca tanınması ve tedavileri oldukça basittir. Bir uzman hekimin görüp doğru tanı koyması ve tedaviyi düzenlemesi gereklidir.

Karın ve kasık ağrıları

İç genital sistem iltihaplarının tanısı biraz zordur. Karın alt bölgesinde ağrı, hassasiyet olur ve bu süreç içinde ateş 38 derece ve üzerine çıkabilir.bu durumda yapılacak en doğru şey, bir uzman doktora başvurulmasıdır.

Bazı kadınlarda karın alt bölgesinde değişik şekillerde kendini gösteren ağrılar olur. Bunlar sanki bir ağırlık varmış gibi veya batar gibi yavaş yavaş başlayıp şiddetlenip, sonra geçen ve belli aralıklarla tekrar eden ağrılardır. Değişik nedenlere bağlı olabilir. Bu nedenle asla ihmal edilmemelidir. Bir uzman hekimce basit tanı yöntemleri ile çoğu kez ağrının nedeni bulunur ve tedavi edilir.

Kadınlarda çok sık görülen yumurtalık kistlerin büyük çoğunluğu basit kistlerdir. Kolayca kendiliğinden geçer. Asla telaşlanmamak gereklidir. Ancak böyle bir şüphede yapılacak en doğru iş, hemen uzman bir hekime gitmektir.

Tüylenme ve sivilceler

İstenmeyen tüylerde bir artış varsa lütfen epilasyondan önce bir hekime baş vurunuz, sebebini bulmak ve tedavi etmek oldukça kolaydır. Böyle bir durumdan endişeniz varsa veya belirgin olmasa da bu durum kadını üzüyorsa, mutlaka bir uzman hekime başvurması gereklidir.

Memelerdeki değişimler

Kadınların en çok merak ettiği konulardan birisi de meme gelişmesidir. Ergenlik devri sonlarına doğru memeler normal şekillerini alır. Ama herkes de küçük farklılıklar olacağını kabul etmek, gebelik ve doğumdan sonra da bazı değişiklikler olacağını bilmek gerekir. Meme içinde tıpkı bir çarşaf altında küçük bir pirinç tanesi hisseder gibi sert bir kitleden veya meme başında çekilme, simetrisinde farklılaşma gibi anormalliklerden yakınılıyorsa, doktora başvurulması şarttır. Adete yakın, göğüslerde hassasiyet ve içinde ağrılı kistler çoğu kez normaldir ve tedaviyle geçer.

Adet sancısı

Bazı kadınlar adet kanamaları sırasında bel ve kasıklarında ağrı hissedebilir. Sancı kasılma biçimindedir. Kanamanın ilk gününde ya da 1-2 gün öncesinde başlayabilir. Birlikte bulantı - kusma olabilir. Adet sancısını azaltmak için bel ve karın bölgesini sıcak tutmak ve beden hareketleri yapmak yararlıdır. Adet sancısı çok rahatsız ediyorsa bir doktora başvurmak gerekir.

Miyomlar

Miyomlar doğurganlık döneminde hemen hemen her üç kadından birinde bulunan fakat çoğu kez herhangi bir şikayete neden olmayan iyi huylu, kanserleşmeyen, rahim urlarıdır. Ancak bazan ağrı, ağrılı adet görme, kanama düzensizlikleri , lekelenmeler, aşırı kanamalar gibi şikayetlere yol açar. Bu gibi durumlarda yapılacak en iyi şey, bir uzman hekime başvurmaktır.

Adet kanaması, Adet olmak, Adet görmek May 17, 2008

Ergenlik döneminde beyinden gelen uyarılar, yumurtalıklardan östrojen ve progesteron adı verilen hormonların salınmasını sağlar. Adet siklusu bu hormonlar tarafından düzenlenir. Kız çocukları doğduğunda yumurtalıklarında 400.000 civarında yumurta vardır. Doğumdan ergenlik dönemine dek geçen sürede yumurtaların bir kısmı dejenere olur. Ergenlik ile birlikte her ay bir yumurta olgunlaşarak atılır. İlk adet kanamasına menarş denir. Adet kanaması 9-16 yaşları arasında başlar. Üreme çağında olan bir kadında ortalama 28 günde bir tekrar eden sürece adet döngüsü adı verilir. Adet kanamasını tarif etmek için dilimizde halk arasında farklı ifadeler kullanılmaktadır. Bunlar arasında en sık rastlanılanları “aybaşı olmak”, “adet olmak“, “adet görmek“, “regl olmak“, “menstruasyon kanaması görmek” (menstruasyon İngilizce’de adet kanamasının tam karşılığı olan menstruation kelimesinden dilimize aktarılmıştır), “mens olmak”, “kanama görmek”, “peryod” ve “hastalanmak” ifadeleridir. Daha ender rastlanan ve olayın tam karşılığı olmaktan uzak olanlar ise “kirlenmek” ve “renkli olmak” şeklinde olanlardır. 
Adet döngüsü veya siklus, son adet tarihinin ilk gününden bir sonraki adet tarihinin ilk gününe kadar geçen zamanı ve bu zaman içinde kadın vücudunda gerçekleşen olayları ifade eder.
Bir adet döngüsü kadında genellikle 28 gün sürmekle birlikte 21 ile 35 gün arası normalin alt ve üst sınırlarıdır. Adet kanaması ortalama 4 gün devam eder ve 1 ile 7 gün arası normalin alt ve üst sınırları olarak kabul edilir. esnasında 20 ile 80 mililitrekadın arasında miktarda kan kaybedilir.
Adet döngüsü ergenlik döneminden, yumurtalıklarda olgunlaşabilecek yumurta hücrelerinin tümüyle tükendiği menopoz dönemine kadar devam eder. Bu zaman dilimi içerisinde gebelik döneminde ve emzirmenin devam ettiği sürenin büyük kısmında geçici olarak duraklar. 

1–14.Gün; Bu günler siklusun östrojen fazı olarak da adlandırılır. Adet kanamasının başladığı ilk gün östrojen en düşük düzeydedir. Hipofiz bezine gönderilen sinyaller ile FSH adı verilen hormon salınır, bu hormon yumurtalıklardan östrojen üretimini uyarır.kadın

1. Gün; Adet kanaması başlar. Miktarı önemli olmamakla birlikte kanamanın başladığı ilk gün siklusun 1. günü olarak sayılır. Kanama genellikle 28 günde bir görülür. Bu dönemde yumurtalıklardan salınan yumurta döllenmediği taktirde rahmin iç tabakası ile beraber atılır. Adet kanamasının başladığı ilk gün sancılı geçebilir.
2– 5. Gün; Kanama giderek azalır.
6. Gün; Kanama durur, bu arada yumurtalıktaki folikül adı verilen kese içinde bulunan yumurta büyümeye devam eder.
7–12. Gün; Yumurtayı içinde bulunduran kesecik büyür ve östrojen üretimi devam eder. Rahmin iç tabakası giderek kalınlaşır.
13–14.Gün; Ovulasyon (yumurtlama), olgunluğa erişen yumurtanın yumurtalıklardan salınmasıdır. Bu dönemde cinsel ilişkide bulunulursa gebelik gerçekleşebilir. Yumurtlamanın gerçekleştiği günlerde karnın alt kısmında ve kasıklarda hafif ağrı olabilir. Çok az kanamanın da görülebildiği bu günlerde vücut ısısı artar.

15–28. Gün; Adet siklusunun ikinci yarısında yumurtalıklardan progesteron adı verilen hormon salınır. Progesteronun etkisi ile rahmin iç tabakası kalınlaşarak gebeliğe hazırlanır. 

15–18.Gün; Yumurtalıklardan salınan yumurta tüpler aracılığı ile rahme gelir. Bu arada östrojen düzeyi düşmeye başlar ve yumurtalıklardan progesteron adı verilen hormon salınır.
19–20.Gün; Rahim gebeliğe hazırdır. Progesteron endometrium adı verilen rahmin iç tabakasının kalınlığını arttırır. Premenstrual sendroma da neden olan bu hormon duygusal değişikliklere ve ciltte bozukluklara neden olur. kadın
21–28.Gün; Progesteron ve östrojen yüksekliği devam eder. Bunlar göğüslerde ağrı ve hassasiyete, vücutta şişliğe, belli gıdalara karşı aşırı istek duyulmasına neden olur. Tuzlu gıdalar yendiğinde şişlik artar. Yumurta döllenmediği zaman gebelik oluşmaz, progesteron ve östrojen düzeyi azalır ve adet kanaması başlar.

Adet kanamasının amacı her adet döngüsünde oluşabilecek muhtemel bir gebeliğin yerleşebilmesi ve uygun şartlarda gelişebilmesi için rahim iç tabakasının “tazelenmesi” olarak değerlendirilebilir.

İlkAdet Kanaması
Çocukluk çağından ergenlik çağına geçiş döneminde, ortalama olarak 12.5 yaşında kız çocuğu ilk adet kanamasını görür. Bu “ilk kanama” henüz yumurtlama süreci devreye girmediğinden, gerçek ve düzenli aralıklarla oluşan bir adet kanaması olmaktan uzaktır.kadın Kız çocuğunun hormon salgı mekanizmaları ve genital organları olgunlaştığında yumurtlama süreci de başlar ve oluşan adet kanamaları, adet döngüsünün bir parçası olarak düzenli hale gelir. 

Adet Kanamasının Ay İle İlgisi Var mı?
Kadınların bir kısmı adet kanamasını “aybaşı” olarak tarif ederler. Bu, insanoğlunun ay ile kadının adet döngüsünü çok önceden beri ilişkilendirdiğini gösteren önemli bir bulgudur. Aynı ilişkilendirme yabancı dillerde de yaygındır.
“Menses” Latince’de “adet kanaması” anlamına gelmekle beraber yine bu dilde aynı zamanda “ay” anlamına gelen “mensis” kelimesinin çoğuludur yani “aylar” anlamına da gelmektedir. Bu kelime Latince’ye muhtemelen Yunanca’da “ay” anlamına gelen “mene” kelimesinin aktarılmasıyla türetilmiştir. 
Ay ile adet döngüsü ve kanaması arasındaki en önemli benzerlik dünyanınkadın uydusu olan Ay’ın da aynen adet döngüsü gibi kendine özgü bir döngüsü olmasıdır. Bu döngünün başından sonuna doğru ay dünyamızda farklı şekillerde görünür. Ay’ın bir döngüsü 29.5 gün sürer ve bu döngüde bir şaşma olmaz. 
Bazı kültürlerde tüm kadınların aynı zamanda adet gördüklerine ve kadınların hepsinin Ay ile birlikte çeşitli ruhsal ve bedensel evrelerden geçtiklerine inanılmaktadır. Bilimsel olarak kanıtlanmamış, ancak Amerikan halkının kullandığı bir yönteme göre adet düzensizliği olan kadınlar odalarında ay ışığını temsil eden hafif bir ışığı açık bırakarak uyumakta ve iddialarına göre adetleri düzene girmektedir. Yine eski bir Amerikan geleneğine göre adet sorunları olan kadınlar ayla konuşmaktadırlar.

E vitamini regl sancılarını azaltıyor Nis 29, 2008

Bilim adamlarının araştırmaları, mensturasyon regl döneminde E vitamini almanın özellikle genç kızlarda sıkça görülen sancıları azalttığını ortaya koydu.

Mensturasyon öncesi ve ilk günlerinde günde 200 mg E vitamini kullandırılan genç kızlarda sancıların azaldığı tespit edildi. Özellikle çok ağrı çekenlerde ağrıların azalma olasılığının çok daha yüksek olduğu vurgulandı.

İngiltere’de yayınlanan British Journal of Obstetrics’de yer alan makalede, mensturasyon (regl)sancılarının çok sayıda kadının günlük hayatını etkileyebildiği, iş kayıplarına yol açabildiğine dikkat çekildi. Makalede, mensturasyon öncesi ve ilk günlerinde günde 200 mg E vitamini kullandırılan genç kızlarda sancıların azaldığının tespit edildiği bildirildi.

E vitamini kürü yaptırılan genç kızlarda mensturasyon döneminde kanamaların da azaldığını belirten bilim adamları, E vitamini alan kadınların, regl sancıları yüzünden kullandıkları ağrı kesicilerin sayısında da azalma kaydedildiğini bildirdi.

Özellikle çok ağrı çekenlerde ağrıların azalma olasılığının çok daha yüksek olduğunu vurgulayan bilim adamlarından Peter Bowen-Simpkins, “ Bu yüz binlerce genç kızı etkileyen bir rahatsızlık konusunda sağlanmış önemli bir gelişme olarak değerlendirilebilir ” dedi.

Adet Günü Adet Görme Nis 23, 2008

Genç kızlıkta başlayan adet dönemi kırk yaşlarının sonlarında sona erer. Bu olaya menapoz adı verilir. Menapozdan sonra üreme organları bir dizi değişikliğe uğrarlar. Bu değişiklikler yumurtalıkların hormon salgılamasında görülen azalmaya bağlıdır. Dölyatağı daha küçülür, dölyolundaki sırtlar ortadan kalkar, dölyolu duvarları düzleşir. Salgılar daha az asit içermeye başladıkça mikrop kapma tehlikesi de o kadar artar. Çevre dokular gittikçe daha az esnek özellik kazanır. Menapozdan sonra dölyolundan gelen kanamaya tehlikeli gözüyle bakılmalıdır. Olası bir hastalık karşısında doktora gitmek gerekir.
Adet dönemi genel olarak 28 gündür. Ne var ki bu kaba bir ortalamadır ve kadınların adet süreleri büyük ölçüde değişir. Kimi kadının adet süresi 21 günken, kimilerinin 42 gün olabilir. Bundan başka bir kadının her adet dönemi de birbirine uymayabilir.
Dölyatağından dölyoluna akıntı süresi genellikle dört ya da beş gündür. Bu süre içinde kişiden kişiye büyük değişiklikler söz konusudur.
Adet görme; insan dişisini diğer canlı türlerinin dişilerinden ayıran başlıca özelliklerden biridir. Hayvanlar içinde yalnızca maymunlarda bu özellik görülür. Yüzyıllar boyunca adet görme tıbbı ilgilendirmiş ve bu konuda çeşitli görüşler ileri sürülmüştür. Eski Yunanlılar “erkek tohumu”nun bir sıvı içinde kadının gövdesine yerleştirildiğini iyi biliyorlardı. Ama bir “dişi tohumu”da gerekliyse, bu nasıl oluyordu? Sonunda tümüyle yanlış bir yargıya, adet dönemindeki sıvının bu dişi tohumu içerdiği yargısına vardılar.

Adet görme birbirinden ayrı iki organın, yumurtalığın ve dölyatağının faaliyetlerine bağlı bir süreçtir. Yumurtalığın başlıca iki görevi ; gebeliği sağlayan yumurtacıkların üretilmesi ile cinsiyet hormonlarının salgılanmasıdır. Yumurtalıkların ürettiği ve adet dönemini denetleyen hormonlar bildiğimiz gibi östrojen ve progesterondur. Bu hormonların gövdenin çeşitli bölümleri üzerinde etkileri vardır. Ancak en büyük etkileri dölyatağının endometrium adı verilen dokusunda görülür.
Ayın farklı zamanlarında bir kadından endometrium parçaları alınırsa aralarında büyük değişiklikler olduğu görülecektir. Adetten hemen sonra dölyatağını kaplayan tabaka ince bir tabakadır. Buna karşılık iki adet dönemi arasında bu doku yeniden kalınlaşır. Adet kanaması sırasındaysa, doku parçalarının tam bir biçimi olmadığı ve kanla karıştığı görülür. Buradan da anlaşıldığına göre dölyatağındaki endometrium dokusu iki adet zamanı arasında bir dizi değişiklik geçirmektedir. Ve zaten tüm değişikliklerin olabilmesi için gerekli olan döneme adet dönemi denmektedir. Adetle birlikte endometrium dokusunun büyük bir bölümü parçalanır, ancak geriye kalan küçük bölüm hızla gelişerek eskisinin yerini alır. Söz konusu hızlı büyüme ve dokunun gelişmesi yüzünden adet döneminin bu bölümüne siyah dendiği de olur. Bu dönem adet süresinin yarısı kadardır. Adet döneminin ikinci yarısında alınan bir ömekte çeşitli salgı bezleri görüldüğünden bu döneme salgısal dönem adı verilir. Adet dönemi salgı döneminin sona ermesiyle birlikte biter. Kan da dölyatağı tabakasından tümüyle ayrılır.
Yumurtalıklar da bir dizi dönemsel değişiklik geçirirler. Yumurtalıkların yüzeyinde çok sayıda ve çeşitli boyutlarda küçük “kistler” vardır. Bunlara yumurtalık bezcikleri denir ve her biri bir yumurtacık (ovum) taşır. Adet döneminin ortasında ötekilerden daha büyük olan bir bezcik büyümeye başlar. Yumurtalığın yüzeyinde yer alan bu bezciğin çapı iki santimetre kadar büyüyebilir. Bezcik , döllenme amacıyla fallop kanalına yumurtacık bırakır. Adet döneminin sonraki aşamasında bezcik beyazımsı sarı renkteki hücrelerle dolar. Renginden dolayı bu oluşuma sarı organ (corpus luteum) adı verilir. Eğer yumurtacık döllenmişse sarı organ gebelik boyunca, doğuma kadar yumurtalıkta kalır. Eğer döllenmemişse ancak on gün kadar yaşayabilir.
Gelişen bezcikler, östrojen salgılarlar. Östrojen de endometriumun gelişip kalınlaşmasına yol açar. Gelişme döneminin sonunda bezcikler koparlar ve yumurtlama olayı gerçekleşir. Eğer döllenmiş yumurta kalınlaşma döneminde endometriumla temas ederse bu bölgeye yerleşmesi olanaksızlaşır. Böyle bir doku, yumurtacığın yerleşmesi için gerekli olan bir dizi değişikliğe uğrayamaz. Bununla birlikte yumurtacık fallop kanalından dölyatağına giderken (bu bir haftayı alır) endometrium sarı organın etkisi altına girer. Bu organ hem progesteron, hem de östrojen üreten bir salgı bezidir. Hormonların böylesine birlikte hareket etmeleri büyüyen endometriumun salgısal döneme geçmesini sağlar. İşte bu ikinci aşamada dölyatağı döllenmiş yumurtayı banndırabilecek özelliğe kavuşur. Döllenmiş yumurta yerleştikten sonra büyük bir olasılıkla sarı organ denilen corpus luteum’a hormonal mesajlar göndermektedir. Bu iletişim corpus luteum’un büyümesine ve daha büyük miktarda hormon salgılamasına yol açmaktadır. Bu mesaj gerçekleşmezse corpus luteum parçalanır. Bu durumda endometriuma hiç bir hormon ulaşmaz ve bu yüzden direnme gücü kaybolur. Böylelikle endometriumun büyük bir bölümü parçalanır. Bu arada adet dönemi akıntısı baş gösterir. Adet döneminin sona ermesiyle birlikte yumurtalıkta bir başka bezcik büyümeye başlar. Östrojen tekrar dölyatağı astarının kalıntılarını etkiler ve bir sonraki adet döneminin gelişme aşaması başlamış olur.
Ergenlik döneminden menopoza kadar tüm üretken yaşamı boyunca bir kadın sürekli olarak bu dönemlerden geçer. Bu dönemler yalnızca gebelik olayıyla birlikte kesilir ve eğer anne çocuğunu emzirirse doğumdan sonra birkaç ay daha adet görülmez. Doğum yapmamış bir kadının tüm cinsel olgunluk süresi boyunca dört yüz dolayında adet gördüğü sanılmaktadır. Bu sürenin uzunluğu kuşkusuz ergenlik yaşına bağlıdır. Ergenlik yaşının sürekli olarak düştüğü de bir başka gerçektir. Yirminci yüzyılda kızlar geçtiğimiz yüzyıla göre birkaç yaş önce adet görmektedirler. Adet dönemindeki ilk akıntının, kızların gebe olabilme yeteneğine kavuştuklan yaşlarda görülmesi koşul değildir. Örneğin ilk birkaç adet görmede yumurtacıkların bezciklerden ayrılmadığı sanılmaktadır. Bir başka deyişle ilk birkaç adette yumurtlama görülmez. Bu yaştaki kızlara cinsel ilişkinin tanındığı kimi toplumlarda, kızların gebe kaldığı çok ender görülmektedir.
Eğer adet görme düzenli biçimde sürüyor ve rahatsızlık vermiyorsa bu olayla ilgili bağnaz tepkiler çok daha az görülür. Ne var ki adetle ilgili düzensizlikler pek yaygın özellikte değildir. Bu düzensizlikler gövdenin başka bölümlerindeki bezlerde görülen düzensizliklere, gövdenin her bir hücresinde yer alan kalıtımsal kromozomlara, doğuştan olan eksikliklere bağlı olabilir. En yaygın düzensizlikler kadınların çoğunda adet dönemlerinde görülen gerilim ve bunalımlarla ilişkilidir. Adet sırasındaki akıntıyla ilgili ağrının da etkisi görülür. Yıllarca süren araştırmalara karşın bilim adamları kadınların adetle ilgili yakınmalarının nedenlerini tam olarak saptayamamışlardır. Adet döneminden önce de çoğu kadında gerilim, sıkıntı, başağrısı gibi rahatsızlıklar olur. Hastalarına düzenli adet görüp görmediğini soran doktorlar genellikle olumlu yanıt alırlar. Kadın da gerçekten düzenli aralıklarla adet gördüğünü sanmaktadır. Ancak gerçekte durum böyle değildir. Böyle bir şeyi öne süren kadın adet günlerini düzenli bir biçimde saptadığında yanıldığını görecektir. Her adet döneminin bir ya da iki gün bile olsa geç ya da erken başladığını görecektir.
Adet döneminin süreleri de kadından kadına değişir. Doğum kontrolündeki tehlikesiz günler yönteminin (”ritm yöntemi”) insanı yanıltmasının bir nedeni de budur.
Günümüzde dölyatağı fizyolojisi üstüne geniş bir bilgiye sahibiz. Bu yüzden adet dönemleri düzensiz, ağrılı ya da hiç gerçekleşmeyen kadınlarla ilgili olarak yapılacak çok şey var. Ama kesin olarak bilinen bir şey varsa o da normal süren adetlerin birden kesilmesinin en önemli nedeninin gebelik olduğudur.
Yumurtacığın döllenmesi ancak yumurtlama döneminde ya da bu döneme yakın bir zamanda cinsel ilişki gerçekleşirse olur. Doğum kontrolündeki tehlikesiz günler yöntemi de bu olaya dayanır. Spermler üreme alanında birkaç gün yaşayacaklarından iki adet arasında kalan üç haftanın birinci ve son haftaları yine de tam emin süreler değildir. Ne var ki pekçok çift bu süreleri emin kabul ederek cinsel birleşmeyi yeğlemektedirler