kadın, diyet, kadın sağlığı, güzellik, makyaj

Her Kadının Kendini Bulduğu Site

Adet kanaması, Adet olmak, Adet görmek May 17, 2008

Ergenlik döneminde beyinden gelen uyarılar, yumurtalıklardan östrojen ve progesteron adı verilen hormonların salınmasını sağlar. Adet siklusu bu hormonlar tarafından düzenlenir. Kız çocukları doğduğunda yumurtalıklarında 400.000 civarında yumurta vardır. Doğumdan ergenlik dönemine dek geçen sürede yumurtaların bir kısmı dejenere olur. Ergenlik ile birlikte her ay bir yumurta olgunlaşarak atılır. İlk adet kanamasına menarş denir. Adet kanaması 9-16 yaşları arasında başlar. Üreme çağında olan bir kadında ortalama 28 günde bir tekrar eden sürece adet döngüsü adı verilir. Adet kanamasını tarif etmek için dilimizde halk arasında farklı ifadeler kullanılmaktadır. Bunlar arasında en sık rastlanılanları “aybaşı olmak”, “adet olmak“, “adet görmek“, “regl olmak“, “menstruasyon kanaması görmek” (menstruasyon İngilizce’de adet kanamasının tam karşılığı olan menstruation kelimesinden dilimize aktarılmıştır), “mens olmak”, “kanama görmek”, “peryod” ve “hastalanmak” ifadeleridir. Daha ender rastlanan ve olayın tam karşılığı olmaktan uzak olanlar ise “kirlenmek” ve “renkli olmak” şeklinde olanlardır. 
Adet döngüsü veya siklus, son adet tarihinin ilk gününden bir sonraki adet tarihinin ilk gününe kadar geçen zamanı ve bu zaman içinde kadın vücudunda gerçekleşen olayları ifade eder.
Bir adet döngüsü kadında genellikle 28 gün sürmekle birlikte 21 ile 35 gün arası normalin alt ve üst sınırlarıdır. Adet kanaması ortalama 4 gün devam eder ve 1 ile 7 gün arası normalin alt ve üst sınırları olarak kabul edilir. esnasında 20 ile 80 mililitrekadın arasında miktarda kan kaybedilir.
Adet döngüsü ergenlik döneminden, yumurtalıklarda olgunlaşabilecek yumurta hücrelerinin tümüyle tükendiği menopoz dönemine kadar devam eder. Bu zaman dilimi içerisinde gebelik döneminde ve emzirmenin devam ettiği sürenin büyük kısmında geçici olarak duraklar. 

1–14.Gün; Bu günler siklusun östrojen fazı olarak da adlandırılır. Adet kanamasının başladığı ilk gün östrojen en düşük düzeydedir. Hipofiz bezine gönderilen sinyaller ile FSH adı verilen hormon salınır, bu hormon yumurtalıklardan östrojen üretimini uyarır.kadın

1. Gün; Adet kanaması başlar. Miktarı önemli olmamakla birlikte kanamanın başladığı ilk gün siklusun 1. günü olarak sayılır. Kanama genellikle 28 günde bir görülür. Bu dönemde yumurtalıklardan salınan yumurta döllenmediği taktirde rahmin iç tabakası ile beraber atılır. Adet kanamasının başladığı ilk gün sancılı geçebilir.
2– 5. Gün; Kanama giderek azalır.
6. Gün; Kanama durur, bu arada yumurtalıktaki folikül adı verilen kese içinde bulunan yumurta büyümeye devam eder.
7–12. Gün; Yumurtayı içinde bulunduran kesecik büyür ve östrojen üretimi devam eder. Rahmin iç tabakası giderek kalınlaşır.
13–14.Gün; Ovulasyon (yumurtlama), olgunluğa erişen yumurtanın yumurtalıklardan salınmasıdır. Bu dönemde cinsel ilişkide bulunulursa gebelik gerçekleşebilir. Yumurtlamanın gerçekleştiği günlerde karnın alt kısmında ve kasıklarda hafif ağrı olabilir. Çok az kanamanın da görülebildiği bu günlerde vücut ısısı artar.

15–28. Gün; Adet siklusunun ikinci yarısında yumurtalıklardan progesteron adı verilen hormon salınır. Progesteronun etkisi ile rahmin iç tabakası kalınlaşarak gebeliğe hazırlanır. 

15–18.Gün; Yumurtalıklardan salınan yumurta tüpler aracılığı ile rahme gelir. Bu arada östrojen düzeyi düşmeye başlar ve yumurtalıklardan progesteron adı verilen hormon salınır.
19–20.Gün; Rahim gebeliğe hazırdır. Progesteron endometrium adı verilen rahmin iç tabakasının kalınlığını arttırır. Premenstrual sendroma da neden olan bu hormon duygusal değişikliklere ve ciltte bozukluklara neden olur. kadın
21–28.Gün; Progesteron ve östrojen yüksekliği devam eder. Bunlar göğüslerde ağrı ve hassasiyete, vücutta şişliğe, belli gıdalara karşı aşırı istek duyulmasına neden olur. Tuzlu gıdalar yendiğinde şişlik artar. Yumurta döllenmediği zaman gebelik oluşmaz, progesteron ve östrojen düzeyi azalır ve adet kanaması başlar.

Adet kanamasının amacı her adet döngüsünde oluşabilecek muhtemel bir gebeliğin yerleşebilmesi ve uygun şartlarda gelişebilmesi için rahim iç tabakasının “tazelenmesi” olarak değerlendirilebilir.

İlkAdet Kanaması
Çocukluk çağından ergenlik çağına geçiş döneminde, ortalama olarak 12.5 yaşında kız çocuğu ilk adet kanamasını görür. Bu “ilk kanama” henüz yumurtlama süreci devreye girmediğinden, gerçek ve düzenli aralıklarla oluşan bir adet kanaması olmaktan uzaktır.kadın Kız çocuğunun hormon salgı mekanizmaları ve genital organları olgunlaştığında yumurtlama süreci de başlar ve oluşan adet kanamaları, adet döngüsünün bir parçası olarak düzenli hale gelir. 

Adet Kanamasının Ay İle İlgisi Var mı?
Kadınların bir kısmı adet kanamasını “aybaşı” olarak tarif ederler. Bu, insanoğlunun ay ile kadının adet döngüsünü çok önceden beri ilişkilendirdiğini gösteren önemli bir bulgudur. Aynı ilişkilendirme yabancı dillerde de yaygındır.
“Menses” Latince’de “adet kanaması” anlamına gelmekle beraber yine bu dilde aynı zamanda “ay” anlamına gelen “mensis” kelimesinin çoğuludur yani “aylar” anlamına da gelmektedir. Bu kelime Latince’ye muhtemelen Yunanca’da “ay” anlamına gelen “mene” kelimesinin aktarılmasıyla türetilmiştir. 
Ay ile adet döngüsü ve kanaması arasındaki en önemli benzerlik dünyanınkadın uydusu olan Ay’ın da aynen adet döngüsü gibi kendine özgü bir döngüsü olmasıdır. Bu döngünün başından sonuna doğru ay dünyamızda farklı şekillerde görünür. Ay’ın bir döngüsü 29.5 gün sürer ve bu döngüde bir şaşma olmaz. 
Bazı kültürlerde tüm kadınların aynı zamanda adet gördüklerine ve kadınların hepsinin Ay ile birlikte çeşitli ruhsal ve bedensel evrelerden geçtiklerine inanılmaktadır. Bilimsel olarak kanıtlanmamış, ancak Amerikan halkının kullandığı bir yönteme göre adet düzensizliği olan kadınlar odalarında ay ışığını temsil eden hafif bir ışığı açık bırakarak uyumakta ve iddialarına göre adetleri düzene girmektedir. Yine eski bir Amerikan geleneğine göre adet sorunları olan kadınlar ayla konuşmaktadırlar.

adet nedir adet kanaması nedir Mar 31, 2008

Bir kadının çocuk doğurma yeteneği olduğu süre içerisinde aşağı yukarı muntazam aralıklarla dölyolundan kan ifraz etmesidir. Her ay kadının rahmi, zar dokularında bazı değişiklikler yaparak doğuma hazırlanır. Eğer dölyatağı çeperine döllü bir yumurta yapışmazsa, çeper açılır ve dölyatağmdan âdet kanı halinde dışarı çıkar.

Adet öncesi gerilimin tedavisi nasıl yapılır Mar 28, 2008

Alınacak en basit tedbirler şunlardır :
a.Adet görmeden önce tuzlu yemeklerden kaçınma.
b.İdrar artması ve hücre ifrazatının azaltılması için gereken ilâç­ların alınması.
c.Kadın hormonlarının alınması.
d.Küçük dozajlarda erkek hormonları alınması.

Kadınlar normal hayatlarında herhan­gi bir hastalıkla ilgili tedavi ve tetkik­lerini muhtemel bir gebeliğe zararı ol­maması için ne zaman yaptırmalıdır Mar 22, 2008

Kadın vücudunda her ay görülen adet döngüsü gerçekleşir. Amacı kadın rahmi­ni her ay gebeliğe hazırlamaktır. Her ay gebeliğe hazırlanan rahim iç tabakası, ge­belik gerçekleşmezse bir kanamayla rahim dışına atılır ki buna adet kanaması den­mektedir. Sonraki ay, yerine taze bir iç ta­baka gelişmeye başlar ve bu kadın adetten kesilene kadar her ay tekrarlayarak aylık döngüler halinde devam eder.
Herhangi bir hastalık nedeni ile tetkik ve­ya ilaç kullanması gereken her kadın, vü­cudunda her ay gebeliğe hazırlık yapıldı­ğını unutmamalıdır.

Bu nedenle tüm ka­dınların bir adet tak­vimi tutmaları ve özellikle adetlerinin başladığı ilk günü bu takvime işaredemeleri gereklidir. İlaç kullanımı veya tet­kik söz konusu olduğunda, bu takvim önemli bir yol gösterici olacaktır.

Genel olarak kadınların muhtemel bir gebeliğe zararı olmaması için, ilaç kul­lanımı ve tetkikler yönünden, adet sonrası dönemi beklemeleri uygundur.

Ayrıca adet günlerinde gecikme varsa bu­nu gittikleri her doktora mudaka bildir­meleri gerekir.

Kendisi için veya bir yakını için refakatçi olarak röntgen odasına girmek zorunda olan kadınlar da, aynı şekilde dikkatli ol­malıdır. Beklenen adet günü kanama baş­lamadıysa röntgen çekilen odaya girme­meleri gerekir.

Ayrıca uzun süreli ilaç kullanıyorlarsa ve­ya ilaca adete yakın bir dönemde başlamışlarsa, adetin geciktiği, doktora bildiril­meli, doktora sormadan ilaca devam edil­memelidir.

Adet Kanamaları Mar 7, 2008

Adet kanaması ortalama 13 yaşından menapoza kadar her kadının yaşadığı doğal bir olaydır.Gebe kalamayan kadın rahminin içindeki doku(endometrium) her ay dökülerek yenilenir.Bu dökülme sırasında açılan damarlardan kan, ölü hücreler ve endometriumdan salınan bazı maddeler kanla birlikte, pıhtısız koyu renk ve kıvamda bir karışım olarak vajinadan dışarı atılır. Bu görünümden ve özel kokusundan dolayı halk arasında yaygın olarak “pis” veya “kirli” kan olarak adlandırılsa da bu doğru olmayıp, adet kanı mikropsuz ve özel bir kandır. Genel olarak 3-5 gün sürerse de 1 ila 8 gün sürmesi normal olarak kabul edilir.Ortalama miktarı 30 ml (yarım çay bardağı ) kadar olmakla beraber damlama tarzında kanamadan 80 ml ye (bir çay bardağından biraz fazla) kadar varan miktarlarda olabilir.

Adet dönemi ile ilgili bilgiler genel olarak bir önceki kuşaktan edinilmektedir. Son derece sıradan bir biyolojik olay olarak görülse de bazı kurallara uyulmadığı takdirde ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Hiç doğum yapmamış bir kadın , normal menstruel kanamalarla (adet) ülkemizde ki ortalama menapoza girme yaşı 49 olarak alınırsa ömrünün 1 ila 8 yılını adet kanamalarıyla geçirmektedir.Bu hesaplama ile ortaya çıkan rakamlar adet döneminde ki uyulması gereken hijyenik (sağlık) kurallarının ne kadar önemli olduğunu ortaya koymaktadır.

Adet dönemindeki bakım ve uyulması gereken kurallar aşağıdaki gibi özetlenebilir:
1-Genital (cinsel )organlara yönelik kurallar

-Enfeksiyon
-Fizik kirlilik ve koku
-Cinsel davranışlar
2-Psikolojik kurallar
3-Sosyal kurallar

1-Genital bakımın en önemli kısmı kanama ve bunun sonuçlarına yönelik olmalıdır.
Damar dışındaki kan mikropların üremeleri için uygun bir ortam oluşturur. Ayrıca parçalanan kan hücreleri ve özellikle adet kanıyla karışık olarak atılan ölmüş rahim içi hücreleri kötü bir koku oluştururlar.Bu yüzden adet süresince temizlik ve alınan önlemlerle kanın kokusu ve enfeksiyonlara zemin olutturması önlenmelidir.Bunun için değişik evde yapılmış veya hazır hijyenik pedler,tamponlar kullanılabilir. Pedlerin içinde kanı emen bir doku bulunur.Bunun etrafında ise bez veya dayanıklı kağıt ve giysiye tutturulmak için özel ekler vardır. Pedler kanın vajina ve çevresindeki cildi tahriş etmesini ve giysileri kirletmesini önlemek için kullanılır. Vajinal tamponlar , silindir teklinde, vajina şekline uygun ucunda çıkartılmasını kolaylaştırmak üzere ipi olan, emici madde içeren nesnelerdir.

Bakire olan bayanlarda da kullanılabileceği belirtilmekte ise de gerek ülkemizin sosyo-kültürel yapısı gereği kızlık zarına (hymen) verilen önem,gerekse kızlık zarının değişik şekillerde olabilmesi açısından dikkatli olunmalıdır. Tamponun yerleştirilmesi sırasında kızlık zarında yırtık olması mümkündür. Tampon veya pedlerin kullanımı sırasında başlıca dikkat edilmesi gereken konu temiz olmaları ve 6-8 saatte bir değiştirilmeleridir.

Aynı ped veya tamponun uzun süreli (özellikle vaginal tampon) kullanılması vajina içinde bazı bakteriler (mikroplar) üreyerek bunların oluşturduğu toksinlerle (zehir) ciddi,hatta bazan ölümcül hastalıklar (toksik tok sendromu) bile görülebilmektedir. En azından bazı kronik iltihabi hastalıklar ve cildin tahriş olmasını önlemek için uygun aralıklarla, üretici firmanın önerilerine göre ped ve tamponlar değiştrilmelidir.Ped veya tamponların kirlenmiş olanları genellikle satılan paket içerisinde bulunan kirli ped poşetlerine konularak çöpe atılmalıdır.Çünkü kan yoluyla geçen bazı hastalıkların bulaşmasına neden olabilirler. Ayny tamponun uzun süre kullanılması koku ve kirliliği de önlemekte yetersiz kalır. Ancak yukarıda bahsedilen gerekçeler nedeni ile çok az adet kanaması olsa bile kadınlar pedleri kirlenmemiş olsa da uygun aralıklarla değiştirmelidirler.

Adet döneminde cinsel ilişki kanin varligina bagli olarak itici olabilir. Tibbi olarak dişaridan içeriye dogru bir akim nedeniyle bazi mikroplarin içeri girmesi sonucu iltihabi hastaliklara da neden olabilmesi açisindan az da olsa risk oluşturabilir.Ancak eşlerin her ikisi de herhangi bir enfeksiyon hastaligi taşimiyorlarsa bu olasilik çok düşüktür. Her şeye ragmen bu tür riskler bilinerek adet sirasinda cinsel ilişki olmasi ( bazi kadinlarda adet öncesi ve sonrasinda cinsel istekte artiş olabilmektedir)bir felaket degildir.Hatta adet sirasinda cinsel ilişkiden uzak durulmasi tibbi olmaktan çok sosyal nedenler,tabular ve psikolojik duruma baglidir.Özellikle kadinin adet kanamasi sirasinda ilişki olursa ciddi bir hastalik ortaya çikmasi söz konusu degildir.

2- Adet döneminde hormonal dalgalanmaların da etkisi ile adet öncesinde başlayıp devam eden duygusal ve psikolojik değişiklikler ve bazan bozukluklar olabilir.Bazan adetlerin ağrılı, yoğun ve uzun süreli olması ayrıca tybbi bir problem olabilir ve psikolojik sıkıntıya neden olabilir veya artırabilir.Psikolojik sorunlar yelpazesinin bir ucunda basit günlük aktivitelerdeki aksaklıklar, sinirlilik ve konsantrasyon güçlükleri, diğer ucunda ise ciddi psikiatrik yaklaşım gerektiren depresyon ve psikozlar yer alır.

Durumun ciddiyetine göre ilaç ve psikiatrik desteğe başvurmaktan kaçınılmamalıdır. Hafif (çoğunlukla olduğu gibi) olarak geçiştirilen durumlarda aile ve iş yerindeki destek ve anlayış yeterli olacaktır. Hafif vakalarda bazı ilaç tedavileriyle günlük ve profesyonel aktivitelerdeki performans artırılabilir. Bunun için kadınlar, adet dönemlerinde kendilerini nasıl hissettiklerinin yanı sıra, çevrelerindeki insanların da onları nasıl algıladıklarını öğrenmeye çalışarak, sorunlu olduklarını düşünüyorlarsa hemen bir kadın doğum uzmanına başvurmalıdırlar.

3-Sosyal çevre ile ilişkiler kişinin psikolojik durumu ile çok yakindan ilgili oldugundan adet döneminde sorunlar yaşaniyorsa ciddi konsantrasyon (tatil,eglence,sinav,evlenme,sportif yarişmalar, hac ziyareti vb) gerektiren aktiviteler ertelenebilir. Eger bu tür sosyal aktiviteler ertelenemiyorsa kadin dogum uzmanina baş vurularak adet kanamasinin geciktirilmesi veya öne alinmasi mümkündür. Yüzme ve su sporlari uygun tamponlar kullanilarak yapilabilir.Sudan dolayi kirlenme genellikle söz konusu degildir.

Özetle ömrünüzün yillarla ifade edilen bir bölümünü yanlış bilgi, tabu ve yasaklarla sağlıksız ve huzursuz geçirmeniz gereksizdir. Uygun bir danışma ile doktorunuz yıllarınızın kaybolmasını önleyebilir.

adet öncesi gerginlik Mar 2, 2008

Adet kanaması yaklaşırken kadınların %75′inde değişen hormon düzeylerine bağlı olarak bazı şikayetler ortaya çıkar.Bu kadınların yarısında yakınmalar hafiftir ve kişinin günlük yaşantısını etkilemez. Diğer yarısında ise depresyon da dahil olmak üzere çok daha ciddi şikayetler ortaya çıkar. (Premenstrüel Sendrom, PMS)

Adet kanaması yaklaşırken kadınların %75′inde değişen hormon düzeylerine bağlı olarak bazı şikayetler ortaya çıkar.Bu kadınların yarısında yakınmalar hafiftir ve kişinin günlük yaşantısını etkilemez. Diğer yarısında ise depresyon da dahil olmak üzere çok daha ciddi şikayetler ortaya çıkar. Premenstrüel şikayetler fizyolojik ya da psikolojik olabilir ve kültürel farklılıklardan etkilenebilir. PMS hem fizyolojik hem de psikolojik olayların bileşkesidir. Çalışmalar değişik kültürlerden gelen kadınlarda farklı şikayetlerin ortaya çıktığını göstermektedir. Uzakdoğulu kadınlarda en sık rastlanılan şikayet ağrı iken gelişmiş batı toplumlarında depresyon en sık karşılaşılan bulgudur. Kişinin sosyal yaşamını olumsuz etkileyen ve her ay görülen yakınmalar kadının kendine olan güvenini yitirmesine dahi neden olabilir.
Fiziksel belirtiler
PMS bulguları veren kadınların hemen hemen hepsinde memelerde hassasiyet ve hafif geçici kilo artışı saptanır.Diğer belirtiler ise sindirim sitemi bozuklukları, başağrısı, döküntüler, kas ve eklem ağrıları, halsizlik, diş eti kanamaları, çarpıntı, denge bozuklukları, sıcak basmaları, ses ve kokulara aşırı hassasiyet, ajitasyon, uykusuzluk olarak sayılabilir. Adet kanamasının ağrılı ya da fazla olması yani dismenore PMS olarak değerlendirilmez.

Duygusal belirtiler
Duygusal hipersensitivite PMS de çok sık görülür. depresyondan endişeye ve aşırı sinirliliğe kadar pekçok değişik duygu durumu olabilir. Bazı kadınlarda hafif hafıza kaybı görülebilir. Konsantrasyon bozukluğu PMS’de nadir olmayan bir durumdur. Bazı kadınlarda görülen depresyon hali, huzursuzluk ve gerginlik tablosuna premenstrüel disforik bozukluk (PMDD) adı verilir.

Nedenleri
PMS nedenlrini bulmaya yönelik çalışmalar bu tablonun altında yatan faktörleri tam olarak ortaya koyamamıştır.Ancak bazı teoriler mevcuttur. Ovülasyonu baskılayan bazı hormonların verilmesi halinde PMS belirtilerinde gerileme olmaktadır. Buna göre üreme hormonları PMS’ye neden olabilir, ancak bu rolün ne olduğu açıklanamamıştır. PMS’nin bu hormonlar ile sinirlerde iletimi sağlayan bazı maddelerin ortak hareket etmesi sonucu ortaya çıktığı yönünde güçlü bulgular vardır. En çok suçlanan maddeler GABA ve serotonin adı verilenlerdir. Bazı araştırmacılar ise kalsiyumve magnezyum dengesindeki bozukluğun PMS tablosuna yol açtığına inanmaktadırlar. Bu iki mineralin vücuttaki dağılımı sinir hücreleri arasındaki iletişimi etkileyerek tabloya neden olabilir. Bu araştırmacılar PMS’li kadınlarda magneyum eksikliği ya da kalsiyum fazlalığının şikayetleri yarattığını öne sürmektedirler. PMS etiyolojisinde öne sürülen bir diğer neden de stress hormonlarıdır.Bu hormonların fazlalığı şiakyetlerin daha yoğun yaşanmasına neden olabilir. PMS etiyolojisinde vücutta salgılanan hemen hemen tüm hormon ve maddeler suçlanmaktadır. Ancak kanıtlanmış bir neden bulunamamıştır.

Kimlerde görülür
PMS tüm dünyada bütün kültürlerde rastlanılan bir durumdur.Yapılan bir çalışmada kadınların %88′inde değişik düzeylerde PMS bulgularına rastlanmıştır. Yaş arttıkça şikayetlerin şiddeti azalmakta ancak çocuk sayısı ile birlikte şiddet artmaktadır.Annesinde PMS olan kadınlarda da şikayetlere daha sık rastlanmaktadır. PMS bazı hastalıkların da şiddetini arttırabilir. Örneğin migreni olankadınlarda atakların büyük bir kısmı adet öncesi döneme rastlamaktadır. Yine şeker hastalarında kan şekeri düzeyleri ve insülin ihtiyacı adet öncesi dönemde değişiklikler gösterir. Astım atakları daha sık görülür ve pekçokkronik hastalık alevlenmeler gösterir. Bu dönemde kişinin çevresi ile olan uyumu bozulur işte veya evde ilişkide bulunduğu kişiler ve çocukları ile arası bozulabilir. Ergenlik dönemindeki genç kızlarda intihara olan eğilim artabilir. Yeme bozukluklarına rastlanabilir.

Tanı
PMS tanısı pozitif bulgulara dayanmaz. Tanı için en güvenilir yol 2-3 ay süre ile şikayetleri kaydetmek ve şiddetlerini skorlamaktır. Şikayetler fiziksel ve ruhsalolarak ayrılmalı ve ne zaman başlayıp ne zaman bittiği düzenli şekil de kaydedilmelidir.

Tedavi
PMS nedeni tam olarak bilinmediği için tedavisi de kesin değildir. Bu konuda çok değişik tedavi yaklaşımları mevcuttur.
Diyet: Azar azar ve sık sık yemek yemenin şikayetleri azalttığı yönünde raporlar vardır.Adet öncesi dönemde taze meyve ve sebze tüketilmesi, kırmızı et ve donmuş yağlardan uzak durulması, içinde katkımaddesiiçeren besinlerin tüketilmemesi bazen yararlı olabilmektedir. Aynı şekilde kafein ve alkol tüketiminin azaltılması da faydalı olabilmektedir.

Egzersiz: yapılan bir çalışmada egzersiz yapmayan kadınlarda PMS’ye daha sık rastlandığı bulunmuştur. Hergün yapılan 30 dakikalık bir yürüyüş yararlı olabilir.
Kalsiyum ve Magnezyum: Günlük 1200 mg kalsiyum alımının 3 ay sonunda şikayetleri yarı yarıya azalttığını bildiren bir çalışma vardır. Bazı kadınlarda ise magnezyum desteğinden fayda sağlanmışıtr.Ancak bu konuda kesin bulgular henüz yoktur.

Vitaminler: A, E ve B6 vitaminlerinin PMS’ye neden olduğu ileri sürülmüş olsa da kesin olarak kanıtlanmış bir bulgu yoktur.
Diğer tedavi seçenekleri arasında seratonin metabolizması ile ilgili ilaçlar, hormon ilaçları, antidepresan ve anksiyete gibi psikiyatrik ilaçlar, idrar söktürücüler, erkeklik hormonları sayılabilir ancak bunlardan hiçbirinin kesinleşmiş faydası yoktur.
Diğer nadir tedavi yaklaşımları arasında ise psikoterapi ve akupunktur bulunur.


Kadın Cinsel Organları Mar 1, 2008

Kadın cinsel organları erkektekinden daha karmaşıktır. İçte karnın alt bö­lümünde rahim ya da dölyatağı (uterus) ile sağda ve solda yumurta kanalları (fallop borusu) ve yumurta­lıklar yer alır. Rahmin alt ucu bir bo­yun oluşturarak vajinanın içine doğ­ru uzanır (serviks). Vajina dış cinsel organlara açılır; bunlar idrar yolu (üretra), klitoris (bızır) ve vulvadan oluşur.

Klitoris
Halk dilinde bızır adı verilen klitoris birçok bakımdan küçük bir penis gi­bidir. İçinde boylu boyunca uzanan aynı türden üç tüp vardır ve kadın uyarılınca klitoris de şişer ve sertle­şir. Sinir uçlarıyla dolu olduğu için, dokunmaya son derece duyarlıdır ve klitorisin uyarılmasıyla kadında cinsel uyarılma sağlanır ama şiddet­li ya da sert hareketler ağrıya neden olabilir.

Vulva
Vulvada iki deri tabakası vardır: dış­taki daha kalın olana dış dudaklar, içteki daha ince olana da küçük du­daklar adı verilir. Normalde bunlar üst üste gelerek vajina ağzını sıkıca kapatır, ama ayrılırlarsa vajina ağzı görülebilir. Daha önce hiç cinsel iliş­kiye girmemiş ya da tampon kullan­mamış bir kadında vajina ağzını çevreleyen ve himen (”kızlık zan”) adı verilen ince bir zar bu girişi daha da daraltır. Çok seyrek olarak hi­men vajina ağzını bütünüyle kapa­tarak âdet kanamaları başlayınca ka­nın içerde toplanmasına neden olur. Bu durumda küçük bir ameli­yatla himeni kesmek gerekir. Bazı kadınlarda ise himen yırtılır ve ka­lıntıları vajina girişine hafif girintili çıkıntılı bir görünüm kazandırır. Kü­çük dudakların içinde, vajina ağzı­nın hemen üzerinde küçük bir doku tomurcuğunda üretranın (idrar yolu) ağzı yer alır.

Vajina ağzının alt bölümünde iki tarafta birer Bartholin bezi bulunur. Bunların ürettiği sıvı cinsel birleşme sırasında vajinanın kayganlaşmasını sağlar. Bazen bu bezler enfekte olur ya da bir kist nedeniyle şişer ve an­tibiyotik kullanmak ya da küçük bir ameliyat yapmak gerekebilir.

Vajina
Vajina tüp şeklindedir ve normalde yaklaşık 10 cm uzunluğundadır. Va­jinanın vulvaya yakın alt bölümü güçlü kaslarla çevrilidir ve penisin vajinaya rahatça girebilmesi için bu kasların gevşemesi gerekir. Öte yandan, bu kaslar çok gevşerse (bel­ki çocuk doğurduktan sonra) cinsel ilişki hem erkek hem de kadın için daha az haz verici olabilir ve kasların güçlenmesi için özel bazı egzersiz­lerin yapılması gerekir.

Üstte rahim boynu (serviks) vaji­na içine doğru girer. Servikal sürüntü testi ya da “smear” yapılacağı zaman spekulum adı verilen bir alet yardımıyla vajina açılır ve rahim boynu görünür hale getirilir; bura­dan yavaşça biraz doku ve salgı ör­neği alınarak bir lama yayılır ve mik­roskopta incelenir. Kadınların çoğu, cinsel birleşme sırasında penisin tekrarlanan darbelerinden olduğu gibi, rahim boynuna doğrudan ba­sınç yapılmasından rahatsız olur.

Vajina duvarları kıvrımlıdır. Kadın cinsel olarak uyarılınca vajinanın üst üçte ikilik bölümü uzayarak penise bütünüyle uygun hale gelir.

Rahim
Rahim ya da döl yatağı, ucu (rahim boynu) aşağıya doğru bakan bir üç­gen biçimindedir. Rahim boynu ise vajinaya açılır. Kadınların çoğunda rahmin gövdesi hafifçe öne eğiktir ve önünde yer alan idrar kesesinin üzerine doğru yatmıştır. Bazı kadın­larda da rahim arkaya doğru yatmıştır; genellikle bunun herhangi bir sa­kıncası yoktur, ama doktor servikal sürüntü örneği almak için rahim boynunu bulmakta biraz zorlanabilir! Üst köşelerin her ikisinde de yanlara açılan kısa iki kol şeklinde yumurta kanalları (fallop boruları) vardır. Yu­murta kanallarının uçlarındaki par­mak benzeri doku her iki tarafta da yumurtalıkları kuşatır. Kadında kısır­laştırma ameliyatı sırasında bu yu­murta kanalları kesilerek bağlanır ya da bir mandalla kapatılır.

Rahim esas olarak kaslardan olu­şur ve görevi gebelik sırasında bü­yüyen fetüsü barındırmak ve doğum sırasında kasılmalarda bebeğin dışa­rı çıkmasını sağlamaktır. Gebelik sı­rasındaki genişleme yeteneği olağa­nüstüdür; hacmi altı mililitreden do­kuzuncu ayda dört litreye kadar çı­kar. Normalde boyu yaklaşık yedi santim kadardır.

Rahmi kaplayan örtü, hormonların etkisi altında her ay yenilenir. Gebelik gerçekleşmezse, bu örtü oluşma sürecinin sonunda, ortalama 28. günde bir âdet kanamasıyla (regl, aybaşı) atılır. Bununla birlikte âdet döngüsü çok değişken olabilir ve birçok kadında âdetler çok dü­zenli değildir.

Gebelik gerçekleşirse, fetüs için hazırlanan rahmin örtüsü oluşumu­nu sürdürür; fetüs bu örtüye bağla­narak gelişmeye başlar. Bu nedenle âdetin gecikmesi bir kadına gebe kalmış olabileceğini düşündüren ilk işarettir.

Yumurtalık
Yumurtalıklarda yumurtalar vardır. Her yumurta bir hücre kümesiyle çevrilmiştir. Her ay bir yumurta “ol­gunlaşır” ve çevresindeki hücre kü­mesi büyür. Sonunda bu yumurta yumurtalığın yüzeyinden kopar ve yumurta kanallarının parmaksı uzan­tıları tarafından kanala çekilir. Bu olaya ovülasyon ya da yumurtlama adı verilir. Kanalda ilerleyen yumur­ta hücresi spermle karşılaşırsa, ora­da döllenir. Normalde ovülasyon âdet kanamasının ilk gününden yak­laşık 14 gün sonra gerçekleşir.