- Asla dudaklarınıza test ürünü sürmeyin.. Bu hijyen bakımından uygun değil.. Bunu yerine rujunuzun rengini görmek için parmak ucunuza sürmeniz yeterli.
- Parmak uçlarınızdaki renk dudağınızdaki renge daha yakın olur.
- Eğer rujunuzun da uzun süre kalmasını istiyorsanız ilk olarak dudak kalemi kullanın ve rujdan biraz daha koyu bir dudak kalemi seçin. Dudak kenarlarınızı ve dudaklarınızı kalemle belirginleştirerek üzerine ruj sürün.
- Dudaklarınızın daha yumuşak görünmesini istiyorsanız, likit rujlardan kullanın. Bu dudaklarınızı daha çekici ve yumuşak gösterir.
Dişlerinizin üzerine ruj sürmeyin. Uygulamadan sonra işaret parmağınızla dudaklarınızın kenarlarını temizleyin, parmağınızla dudağınızın üzerinden geçin.
Böylece rujunuzun fazlası dişlerinize bulaşmaz.
- Dudaklarınızı birbirine sürtmeniz daha kırmızı görünmesini sağlayabilir. Ancak asla dudaklarınıza allık kullanmayın.
- Ruj veya parlatıcıyı dudaklarınızın etrafını kalemle belirlemeden önce de uygulayabilirsiniz.
- 50′nin üzerindeki kadınlarda krem ruj mat ya da parlak rujdan daha iyi duracaktır. Nemli olanlarını tercih etmeleridaha iyi olur.
- Eğer rujunuz düşündüğünüzden daha parlak görünüyorsa, rujunuzdan daha koyu bir
dudak kalemi kullanabilirsiniz. Örneğin koyu kırmızı rujun altına kahverengi kalem kullanabilir ya da rujunuzun üzerini daha koyu parlatıcılı ile kaplayabilirsiniz. Bu ateşli görüntünüzü azaltacak.
- Likit ruj dudaklarınızda uzun süre kalır. Rujunuzu sürerken kendi fırçasını kullanın. Dudaklarınızın normal sınırlarına sürün. Daha sonra üzerine parlatıcı sürebilirsiniz. Hassas özellikteki bu boyayı yüzünüz için de kullanabilirsiniz. Çabuk kurudukları için dağılmaz. Bu boyayı ilk önce nemlendirici uyguladıktan sonra allık olarak da kullanabilirsiniz. Nemlendirici boyanın daha kolay dağılmasını sağlar. Çabuk dağıtmak için pamuğunuzu hazır bulundurun.
Kaynak : Ruj sürmenin incelikleri
Site: nazlı reklam
05.07.2008
Yaz mevsiminin gelmesiyle soğuk ve asitli içeceklerin yanı sıra dondurma tüketiminin de arttığı, ancak bu tür gıdaların üretim, saklama, sunum ve tüketiminin önemli olduğu bildirildi.
Trabzon Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi’nde görevli Diş Hekimi Mustafa Başkan, yaz mevsiminde sıkça tüketilen dondurmada, üretim ve saklama tekniğinden kaynaklanan olumsuzluklar olabildiğini belirterek, bu tür gıdaların tüketilmesinde dikkatli olunması gerektiğini söyledi. Dondurmanın süt kaynaklı bir besin olduğunu ve bu nedenle hijyenik şartlarda üretilmesi ve saklanmasının sağlık açısından son derece önemli olduğunu kaydeden Diş Hekimi Başkan, “Hijyene dikkat gösterilmeden üretilen ve satılan dondurma, ağız ve boğazlarda iltihaplanmaların yanısıra başka sağlık sorunlarına da yol açmaktadır. Gerekli hijyenik şartlara uyulması durumunda dondurmanın sağlık açısından bir sakıncası yoktur. Bunun yanında dondurma faydalı bir besindir. Yalnız dondurma süt ihtiva eden bir gıda maddesi olduğundan diş eti ve minesi üzerinde bir takım tabakalar bırakabilir. Bunların dişlerin fırçalanması ya da dondurma ile birlikte su içilmesi suretiyle giderilmesi mümkündür” diye konuştu.
Yazın soğuk içeceklerin tüketiminin de arttığına dikkat çeken Başkan, “Bu içecekler asit ihtiva ettiklerinden sağlık açısından tüketilmesi uygun değildir. Asitli içecekler, asit abrazyonuna (aşınmasına) neden olmakta, bunun sonucunda da diş minesi ve dokusu zarar görmektedir. Yaz aylarında artan sıvı ihtiyacını sağlıklı su, ayran gibi daha doğal içeceklerle karşılamak sağlık açısından daha doğrudur” dedi.
Öte yandan Başkan, gıda maddelerinin sunumunu yapan kişilerin aynı zamanda ücretini de tahsil eden kişi olmamasının önemini vurgulayarak, “Çünkü bu kişiler çıplak elle hem ürünü vermekte hem de parayı tahsil etmektedir. Para bildiğimiz gibi çok el değiştirdiğinden mikropların çokça bulunabileceği bir ortamı içerir. Eğer kişi mutlaka hem ürünü sunan hem de parayı tahsil eden kişi olacaksa, ellerinin ürünle temasını engelleyen eldiven kullanmalıdır” şeklinde konuştu.
10.05.2008
Küçük önlemler bebeklerin hayatını kurtarıyor
Hacettepe Üniversitesi Çocuk Sağlığı Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Elif Özmert, bebeği yüz üstü yatırmanın Ani Bebek Ölümü Sendromu riskini 9 kat artırdığını söyledi.
Ani Bebek Ölümü Sendromu (ABÖS) ile bebek ölümlerine neden olan diğer riskler konusunda AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Prof. Dr. Özmert, 1 yaşından küçük bebeklerin, hiç bir hastalığı olmaksızın, yatağında ani
olarak ölmesi durumuna Ani Bebek Ölümü Sendromu (ABÖS)denildiğini belirterek, bu ölümlerin sebeplerinin çok iyi bilinmediğini söyledi. Özmert, ABÖS hakkında çalışmaların, bazı uygulamaların ani bebek ölümü riskini artırdığını ortaya koyduğunu dile getirdi. Yeni doğan döneminde meydana gelen ölümlerde bebeğin yatağı ve yatma şeklinin belirleyici olduğunu belirten Özmert, şunları söyledi: “Bebeği yüz üstü yatırmak, ani bebek ölümü sendromu riskini 9 kat artırıyor. Küçük bebekler, yüz üstü pozisyondayken uyku sırasında solunum merkezleri ve dolaşım merkezlerini yeterince denetleyemeyebiliyorlar. Yapılan çalışmalarda, aniden ölen bebeklerin, diğer bebeklerle karşılaştırıldığında 9 kat daha fazla yüzüstü yatırıldıkları görülmüş. Anne ve babalara, bebeklerini besleyip gazını çıkarttıktan sonra, sırt üstü yatırmalarını öneriyoruz. Yan yatırmada bile bir miktar risk var.”
BEBEK YATAKLARININ ÖNEMİ
Bebeklerin yatakta boğulmalarına yol açan nedenlerden birinin de yatağın yumuşak olması olduğunu ifade eden Özmert, yan bile yatırılsa yatak yumuşaksa, bebeğin ağzı veya yüzünün yatağın içine gömülebileceğini, bebeğin havasız kalıp ölme ihtimalinin artabileceğini anlattı. “Bebek yatakları kesinlikle sert olmalı” diyen Özmert, oyun parkı gibi, başka amaçlar için üretilen eşyaların yatak olarak kullanılmasını kesinlikle önermediklerini vurguladı.
Yatağın içine konulan her türlü süs eşyası, yastık ve oyuncaklar ile yatağa asılan nazar boncuklarının da kazalara ve boğulmalara sebep olabildiğini belirten Özmert, şöyle devam etti:
“Bir yayında şöyle bir örnek vardı: Annenin saçı bebeğin parmağına dolanmış, bebeğin elinde de eldiven var. Bebek sürekli ağlıyor. Aile nedenini bulamıyor. Doktora götürüyorlar. Doktor bir bakıyor, saç teli bebeğin parmağına dolanmış ve parmak kangrene dönüşmüş. Yani bir saç teli bile bebeğin parmağının kopmasına neden olabilir. Bu nedenle aileler çok dikkatli olmalı. Yatağın içinde bebeğin ve üzerine örtülecek örtünün dışında bir şey konulmamasını tavsiye ediyoruz. Yatağın içine süs amaçlı, gereksiz hiç bir şey konulmamalı.
Ayrıca beşiğin kenarlarının genişliği, bebeğin başının çıkamayacağı kadar dar olmalı ve yatakla beşik arasında boşluk bulunmamalı. Bebek elini, ayağını, başını o boşluğa sokup kendini yaralayabilir.”
“SİGARASIZ EV, SİGARASIZ ARABA”
Bebeğin sigara dumanına maruz kalmasının da Ani Bebek Ölümü Sendromu riskini 3-4 kat artırtığını belirten Özmert, çocuğun yanında sigara içilmesinin yanı sıra çocuğun yaşadığı evde sigara içiliyor olmasının da o bebeğin sigaraya maruz kaldığını gösterdiğini söyledi. Özmert, sigaranın bebeklere verdiği zararları şöyle anlattı:
“Sigarayı sokakta bile içseniz, akciğerlerinizde depolanmış hava ile solunumu verdiğiniz zaman, sigaranın içindeki zararlı maddeleri bebeğin bulunduğu ortama bırakmış oluyorsunuz. Hatta üzerinize sinen dumandan bile, sigaradaki zararlı maddeler bebeği etkileyebiliyor. Aileler kendi sağlıklarının yanı sıra çocuklarının sağlığı için mutlaka sigarayı bırakmalılar. ’Ben sigarayı mutfakta ya da tuvalette içiyorum’ bahanesi kesinlikle geçerli değil.” Özmert, aileleri, bebekleri yanlarında iken arabada hatta açık hava da bile sigara içmemeleri konusunda uyararak, “Şu sloganı benimsemekte fayda var:Sigarasız ev, sigarasız araba” diye konuştu.
“BEBEĞİ NORMAL GİYDİRİN”
Yeni doğan bebeklerin ilk bir kaç ayda terleyemediklerini ve titreyemediklerini, yani vücut ısılarını ayarlayamadıklarını anlatan Özmert, şunları söyledi:
“Dolayısıyla bebekler çevre ısısı neyse bunu vücutlarına yansıtırlar.
Bu yansıtmadan kaynaklanan zararları en aza indirebilmek için bebeğin odasının sıcaklığının 22-24 derece civarında tutulması gerekir.
Ayrıca bebeklere normal kıyafetler giydirilmeli. Eğer yeni doğan bebekler soğuktaysa, mutlaka şapka giydirilmelidir. Bebekleri fazla giydirmek, fazla ısıya maruz bırakmak, Ani Bebek
02.05.2008